AK PARTİ'NİN OYLARI GİDEREK DÜŞÜYOR..,


 

Siyasetçi bildiği kadar sorumludur. Durduğu yerden her yeri göremez. Ömer gibi olmasa da, sözle gelecek arasında dengeyi kurmayı başaramaz ise; kısa zamanda kırılır.   

 

Mayınlı tarlada asla top oynayamaz, gördüklerini kapı dışarı atmaz.   

 

Çünkü kürsünün yükü omuzlarındadır.   

  

Evet söz siyasetten açılmışken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “fiilen iktidar olduk, fikren iktidar olmadık” sözlerinden neyi kast ettiğine iyi bakmak lazım. 

 

Sayın Cumhurbaşkanı bu sözleri sarf ederken, aslında dava arkadaşlarına yol arkadaşlarına sitem ettiğini müşahede ediyoruz.   

  

Erdoğan bu sözleri ile tek başına eylemlerin toplu sinerji üretmeyeceğini, Aristo mantığı ile değil Allah’ın rızası ile hizmetin yapılması gerektiğine işaret ediyordu. 

 

Aslında Sayın Erdoğan’ın bu sözleri geç kalmış bir sitemdi bence. Çünkü bazıları bir yere gelince kendini ZEUS zannediyordu. 

 

Satır aralarında birçok mesaj veren Erdoğan, Milletvekillerinin ve il başkanlarının ayağının denk alması gerektiğine dikkat çekerken, davasına inanmayan sadece görüntü ile il başkanı ve  Milletvekili olmuş insanlara artık listelerde yer verilmeyeceğini ima ediyordu. 

 

Şimdi bu söylemin eyleme geçmesi gerek. Beklentiler boşa çıkar, söz sadece sözde kalır, kuvveden fiile çıkmazsa bedeli daha ağır olur. Bu tek başına Erdoğan’ın söylemesi ile olmayacak. Partisinin yönetici kadrolarının, bakanların, grubunun, yerel yönetimlerin, bürokrasinin ve birlikte hareket eden STK ve iş adamlarının da bu söylemin eyleme dönüşmesi konusunda bir adım atması gerek. 

  

Bakınız siyasetçi görev alır almaz kibir ve enaniyetle yaşıyorsa, sabrı ve sadakası yoksa heveslerinin peşinde koşuyorsa, varacağı yer bellidir.   

 

Siyasetçi dostu yakın, düşmanı uzak tutmalı. Her şalvarlıyı sakallıyı kendinden sanmamalı. Bildiği kadar sorumlu olmamalı. Çünkü şikâyet makamı ile çözüm makamı aynı yerdir. 

 

Kaldı ki, Sayın Erdoğan sözlerinin sonunda “Karanlığa küfür etmeyin bir mumda siz yakın” mesajı vererek dava arkadaşlarından memnuniyetsizliğini de dile getirdi.  

  

Siyasetin Elazığ resmine baktığımızda birçok eleştiriye maruz kalan Milletvekillerinin bir daha ki dönem için şansının pek kalmadığı kanaati şehirde giderek yayılıyor.  

Bu kanat belki ilimizde yaşanan depremden kaynaklanan birçok sebepleri işaret etse de, bana göre en büyük sıkıntı deprem sonrası hak sahipliği ve daha sonra ki gelişmeler…  

 

 

Evet şehir çok dertli.   

 

Şehir hem siyasetçiden, hem de adaletsizlikten çok dertli. 

Evi yıkılan vatandaşın kış ayını ikinci kez prefabriklerde geçirecek olması, ödeme koşulları, dilek sitesinde yaşananlar, yıkımlar, DASK ile kira ödemelerinin zamanında yapılmamasının faturası ilimiz milletvekillerine kesiliyor ve Ak partinin bu şehirde oy oranını giderek düşürüyor. 

  

Depremde devletin vatandaşlara hemen el uzatması, TOKİ’nin şehrin birçok bölgesinde konut yapması nedense vatandaşı memnun etmediği gibi Ak Parti’nin oylarını düşürüp kin ve nefreti körüklüyor. 

 

Tefrikayı husumete dönüştürme gibi bir niyetim yok.  

 

Lakin şehir insanı siyasetçinin artık yüzüne bile bakmıyor. Siyasetçi, herkesin ilgi ile izlediği yabancı bir şarkı gibi olması gerekirken vatandaş siyasetçiyi tuttuğunu koparamayan şehir için değil kendisi için çalışan bir çerçeveye yerleştiriyor. 

 

Evet Ak Partinin Elazığ’da bu konuyu iyi araştırarak, bir takım tedbirler alması gerekir. Aksi halde 2023 seçimlerinde hayal bile edemeyeceği bir gerçekle karşılaşırsa hiç şaşırmam. 

 

Ez cümle; Bize özü, sözü, evveli, ahiri bir olan söz verdiğinde sözünde duran politikacılar lazım. Hakikat uğruna can feda diyenler gerek. 

 

Özümüz sözümüz bir olunca hep birlikte kazanırız. Unutmamak gerekir ki, hakk’ın hatırı halkın hatırından her zaman âlidir.  

 

Selam, dua ve bilgi ile kalın. 

 

erolkara@elazighakimiyethaber.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI