Zekatlar Nereye?

Dinimizde her ne kadar 'din görevlisi' diye bir kavram yoksa da cami ya da müftülüklerimizde görevli personel genelde böyle adlandırılıyor.

PAYLAŞ
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Dinimizde her ne kadar “din görevlisi” diye bir kavram yoksa da cami ya da müftülüklerimizde görevli personel genelde böyle adlandırılıyor. 
Herkesin kendi dininin görevlisi olma ve mükellefiyetlerini yerine getirme gibi bir misyon yükleyen dinimiz, geniş kitlelere daha iyi imkanlarla ulaştıran din görevlilerimizin tebliğ ve nasihatleri elbette önemli. 

Din nasihattir ilkesini düstur edinen bir dinin mensupları olarak elbette din görevlilerini de hep ortamda ve el üstünde tutmayı başarmış durumdayız.

Buna rağmen halkımızın din görevlilerinden duymak istemediği bir cümle var. O da değişik amaçlarla değişik camilere yardım talebi. İbadetini yapmaya gelenlere her Cuma iletilen bu mesaj, zamanla farklı duygular oluşturmuş olacak ki bir ara bu yardım toplamalara ara verilmişti.
İşte tam da bu ortamda müftülerimiz Diyanet teşkilatının zekat kabul ettiğine dair bir çağrı yaptılar. Ama aynı müftü efendiler, zekatın en yakınlarınızdan başlamak üzere verin diyerek de o meşhur fıkhi gerçeği sık sık hatırlatan cümleler de kuruyorlar.

Tabi talimat yukarlardan geldiği için bu talep halka iletildi. İletildi ama tıpkı aşı tartışmalarında olduğu gibi bir ikilem de oluşmadı değil kamuoyunda.

Elbette Diyanet ülkemizde ve yurt dışında güzel çalışmalar yapıyor. Ama aynı Diyanet iki yıldan beri yok ama, on yıllardan beri  hac ve umre faaliyetlerinden önemli oranda kazanç elde ediyor.

Diyanet, bu kazancı bir şirket mantığı ile büyütmek ve pastadan daha çok pay almak yerine keşke infak edilebilse ve muhtaç insanlarımıza ulaştırılabilse.

Zekâtı, kurumlara vermektense en yakından başlayarak tanıdıklara vermek daha güzel ve daha doğru. Hele hele deprem ve pandemi yaşamış, aylarda işyerleri kapalı kalmış, geçmişte zengin iken şimdilerde yoksul düşmüş ama bunu etrafına duyaraktan da utanarak sarfı nazar etmiş çok sayıda akraba, komşu, tanıdık varken çevremizde, kurumlara zekât vermek çok doğru olmaz.

Zekâtın, sosyal dayanışma yanında toplumun barışına ve huzuruna katkı sunan sosyolojik bir yönü de var. Siz yanı başınızda bulunan bir yakınınızı görmeyip de zekâtınızı ve hayrınızı farklı ve uzak diyarlara yerlere gönderirseniz, o komşunuz ve yakınınızın bakışı size farklı olur. Ama onlara yaparsanız bu hayrınızı sizlere bakışı çok farklı ve güzel olur toplumsal barış sağlanır. 

Fetva vermek gibi olmasın ama bizlerin olaya bakışımız bu.

Elazığ Hakimiyet Haber

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN