TÜKETİM TOPLUMUNUN WHATSAPP KORKUSU – ÖZTUNÇ'TAN PAS ŞERİFOĞULLARI'NDAN GOL


Tüketim Toplumu adında bir kitap var. Hemen ilk sayfalarında iki teoriden bahseder ve bu teorilerin gerçekleşmediğini söyler. (Kitabı okuyun, tavsiye ederim.)
Birinci teori, okuması oldukça zevkli başka bir kitap olan 1984 Romanı’nın teorisidir. Bu kitap Büyük Birader’den bahseder. İnsanları sürekli gözlemleyen, sadece belirli şeyler yapmasına izin veren bir nevi tüm insanlığın köleleştirildiği ve Büyük Birader’e tabi olduğu bir dünyayı anlatır. George Orwell’in kaleme aldığı bu kitabı da şiddetle tavsiye ederim ki okuyunca keşke bundan birkaç tane daha olsa da okusam diyeceksiniz.
İkinci teori ise simülasyon evrenini kapsıyor ki ben yakın gelecekte de böyle bir dünya olacağına inanmadığım için bu konuya hiç girmeyeceğim.
Gelelim esas meselemize… Kitap’tan bir bölüm aktaracağım ki anlatmak istediğimi şöyle rahatça bir masaya yatırabilelim.

“Gerçek ihtiyaçlar ile sahte ihtiyaçlar arasındaki ayrımın ortadan kalktığı tüketim toplumunda birey, tüketim mallarını satın almanın ve bunları sergilemenin toplumsal bir ayrıcalık ve prestij getirdiğine inanır. İnsan bu süreçte bir yandan kendini toplumsal olarak diğerlerinden ayırt ettiğine inanırken, bir yandan da tüketim toplumuyla bütünleşir. Dolayısıyla tüketmek birey için bir zorunluluğa dönüşür. İnsani ilişkiler yerini maddelerle ilişkiye bırakır. Artık geçerli ahlâk, tüketim etkinliğinin ta kendisidir.”

Yukarıdaki alıntıdan da anlaşılacağı üzere bizler artık tüm ahlak, değer yargılarımız, kültürümüz bir yana birer tüketim toplumuyuz. Nasıl mı? Siz hiç tarihi kaynaklardan bey sofrası kurup ahaliye sergiletip hapur şupur yiyen bir Türk toplumu duydunuz mu? Evet, duymadınız. Peki biz ne yapıyoruz, kurduğumuz sofrayı önce 7 aleme sergileyip sonra gıdım gıdım yiyerek çoğunu çöpe döküyoruz. Bu durum bizim kültürümüzle uyuşuyor mu?
Siz hiç mezar başında Fatiha okurken resmedilmiş bir Türk alimi, beyi, sultanı gördünüz mü? Biz artık mezarlık ziyaretlerimizi sırf fotoğraf çekmek için yapacak hale gelmedik mi?
Daha birçok örnek var da hepimiz biliyoruz ama suçu genele atıp sıyrılıyoruz.

Sermaya Egemenleri
Aslında çok teferruatlı konular olduğu için yumuşatarak geçiyorum. Türk Matbaa Piyasası’nı yok sayan son iki seçimi hatırlayın. Tamamen dijital ortama taşınan seçim çalışmalarında reklam payının %90’ı yabancı sermayelere kaptırılmadı mı? Facebook, Twitter, İnstagram adaylarımızın reklamlarıyla dolup taşmadı mı?
Biz zaten artık Google’nin, Facebook’un, Microsoft’un ve buna benzer sermayeye egemen şirketlerin robotlaştırdığı bireyler haline gelmedik mi?
Aşıyla bize çip takacaklar korkusunu yaşarken cebimize yerleştirdikleri çipleri unutmayalım. Bence buna karşı koymak çok zor. Medya okuryazarlığı konusunda ülkeler bazındaki sıralamaların çok altındayız.
Tüketim toplumu yok edercesine tüketiyor, hem kendi ahlaki değerlerini, hem kültürünü hem de insani duygularını tüketerek yok ediyor.
Whatsapp bilgilerinizi çalacak diye korkarken kullandığınız akıllı telefonların her an, her bilginizi kaydettiğini unutuyorsunuz.
Çare ne derseniz bir şey söyleyemem. İster yerli yazılım olsun ister yabancı yazılımlar kullandığınız her uygulama bilgilerinizi kaydetmeye ve sizi tüketim toplumunun vahşice tüketen robotu olarak görmeye devam edecek.

CHP’NİN ELAZIĞ ZİYARETİ
Geçtiğimiz günlerde CHP Heyeti 30 Milletvekili ile Elazığ’a gelerek kapsamlı bir çalışma yürüttü. Bizler de konuyu çok yakından takip ettik. CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol Elazığ’ın pilot il olduğunu ve partisinin bu tarz çalışmaları birçok ilde yapacağını söyledi. Muhalefetin sahada olması güzel. Çalışmaların yakından takip edilmesi ve eleştirel bir bakış açısına tabi tutularak meclise taşınması umut verici.
Elazığ pilot il olarak CHP’nin yapacağı bu ziyaretleri siyaset dilinden uzak bir şekilde yapması gerektiğini çok güzel bir örnekle öğretmiş oldu. Öyle ki CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç aslında mecliste birçok tartışmada sarf edilebilecek en hafif muhalefet deyimlerinden birini ‘kulak çekmek’ deyimini kullanıverdi. Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları ise bu pası kaçırmadı ve golü attı. Konu ülke gündeminde ilk sıralara yükseldi. CHP heyeti ilk şokun ardından sessizliğini korusa da Bakan Murat Kurum’un bile diyaloğa dahil olmasıyla, ziyaretin en çok konuşulan konusu ‘kulak çekmek’ oldu. İlk ziyarette çok şey öğrenen CHP’nin bir daha böyle bir çalışma yapıp yapmayacağını bilmiyorum ama yaparsa bu konulara çok dikkat edeceğini biliyorum.
Hazır metin olmadan konuşmak her siyasetçinin harcı değil…
Kemal Kılıçdaroğlu da bu işi çok beceremiyor olacak ki halkın oyuyla seçilen ve Türk Siyasi Tarihi’ne adını altın harflerle yazdırmış Recep Tayyip Erdoğan’a “sözde” kelimesini kullanabiliyor….
Ah… ah… Ben diyorum da dinlemiyorsunuz, Gürsel Erol’u Genel Başkan yapın o zaman görün muhalefeti…

HAFTANIN ÖNERİSİ
Kısıtlamalar kalkarsa yerel esnafımıza karşı cömert olalım. Sosyal mesafe kurallarına uyarak özellikle tamamen kapalı olan esnafımızı destekleyelim. Alışkanlık haline getirdiğimiz alışverişlerimizi online yapma durumuna da mesafe koyalım, yerel esnafa can suyu olalım.
 

omrensylr@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
30Tem

Ne İstediniz de Vermedi?

23Tem
15Tem

Kahpelere mesajım var!

12Tem

Geldi, Geliyor, Gelecek…

09Tem

Çözümün Etkili Yolu