Nereden Geldi Bu Oylar? - Ömer Enes YILAR

Nereden Geldi Bu Oylar?


Her hafta cuma güneleri yayınlanan Ters Köşe'nin yanı sıra bundan sonra bir yeniliği daha sizlerle buluşturmuş olacağım. Elazığ siyasetinin nabzı Hakimiyet TV'de atarken dijital medyanın tüm olanaklarını ve multimedya özelliğini Elazığlılar için seferber edeceğim ve en doğru bilgiyi, en hızlı şekilde siz hangi yolla isterseniz o yolla elde edebilmeniz için çalışacağım. İster okuyun, ister izleyin, ister dinleyin Hakimiyet her zaman ilk tercihiniz olacak.

Elazığ siyasetine yer vereceğimiz bu köşede ilk hafta konuğumuz Yeniden Refah Partisi İl Başkanı Erhun Karakuş oldu. Erhun Bey, şehrin ve ülkenin genel sorunlarına değinen açıklamaların yanı sıra bir de iddialı çıkışlar yaparak dikkatimi çekti.

Vatandaşların 'Ak Parti'den başka birine vereyim ancak kime vereyim' düşüncesindeki 'kim' yerine Yeniden Refah Partisi'nin konumlandığını ve yapılacak ilk seçimden sonra herkesin Yeniden Refah Partsi'ni konuşacağını, bu oylar nereden geldi diye kendilerinin bile hayret edeceğini söyledi Başkan Karakuş. Buyrun gerisini kendisinden dinleyeylim...

YRP Tezkereye ne derdi?

Sınır ötesi operasyonlarla ilgili geldiğimiz noktaya kadar dış siyasette yanlış politika izlendi. Şöyle bir örnek verebiliriz, 11. düğmeye gelmişsiniz ama 10 düğme yanlış iliklenmişse 11. düğmede ne yaparsanız yapın düzeltemezsiniz. Gelmiş olduğumuz noktada madem ki ordumuz sınır ötesinde, madem ki bu tezkerenin yenilenmesi gerekiyor, biz ülkesini ve milletini seven insanlar ve parti olarak tezkereye verilen evet oyunu olumlu karşılıyoruz. Öyle zannediyorum ki mecliste olsaydık o oylamaya katılır ve evet oyunu verirdik.

CHP: Hayır, İYİ Parti: Evet dedi, buna ne diyeceksiniz diye sordum Başkan Karakuş'a aslında burada sert eleştiriler bekliyordum gelmedi. Naifçe yanıtladı ve yine kendisinden emindi. Burada dikkatimi çeken bir konu daha var o da Başkan Karakuş'un partisinin genel başkanıyla aynı frekansı yakaladığıdır. Kırıp dökmeden, mantıklıca ve siyasi nezakete uygun bir dille eleştiride bulunuyorlar ve sanırım bu parti politikası. Her ne olursa olsun yine de ekip çalışması önemli özellikle liderle aynı frekansı yakalamak bence her zaman başarılı işler ortaya konulmasını sağlar. Bakın ne diyor CHP'nin hayır tavrına Başkan Karakuş, şunları söyledi:

Her parti kendi siyasi inancının ve değerlerinin gereğini yapıyor diye düşünüyorum ben. İyi Parti’nin kendisini milliyetçi olarak ifade ettikten sonra böyle bir eylemde bulunması ifade ve eyleminin birbiriyle örtüştüğünü gösteriyor. CHP’nin ise kendi takdirleridir, demek ki kendi siyasi amaçları buydu ki hayır oyu verdiler. O da onların kararıdır, herkes kendi inandığı değere göre hareket eder.

Ekonomideki sorunlar erken seçim getirir mi?

"O kadar şanslılar ki hiçbir şeyin sorumlusu değiller!"

Teknolojiden tutun kıymetli madenlerin fiyatlarına kadar, vatandaşın marketlerde yaşadığı pahalılığa kadar, emekli maaşlarının ve asgari ücretin yetmediği bir döneme girdik. Bu piyasanın bu girdaptan çıkmasının tek yolu siyaseten bir erken seçimdir. Erken seçim kararı alındığı zaman piyasanın rahatlayacağı düşüncesindeyim. Alınmasa dahi şimdiye kadar bir yoksulluk yönetiliyordu iktidar tarafından. Şu an bu yoksulluğun dahi yönetilmediğini görüyoruz. İşlerine gelmediği zaman domates üreticisini terörist ilan ediyorlar, işlerine gelmediği zaman mercimek üreticisini terörist ilan ediyorlar. Ve o kadar şanslılar ki hiçbir şeyin sorumlusu değiller. Ülkede tarım ürünlerinin fiyatı yükseliyor, suçlusu çiftçi oluyor. Dış politikada bir şey oluyor dış güçler diyorlar. Bu sorunların sorumlusu siz değilseniz ve çözemiyorsanız neden iktidarsınız. Market fiyatlarındaki artışın çaresini tarım kredi kooperatifleri aracılığıyla market şubesi açmada buldular. Tarım kredi kooperatiflerinin açtığı marketlere gidelim eminim ki ürünlerin yüzde 70’inde şu an hali hazırda faaliyet gösteren marketlerin ürünleri daha uygun fiyatlarda olacak. Bin tane yer tutacaksın, bunların personel ayarlaması, malzeme doldurması, 100 liralık yağı 70 liraya satacaksın. Zarar olacak ve bu zararı yine vatandaş ödeyecek. Dolayısıyla market açarak onu bunu terörist ilan ederek bu işler çözülmez. Bu işlerin çözümü üretimdir. Çiftçiye destek ver ki bu işler çözüm bulsun. Bu konuyla ilgili bir örnek vermek istiyorum, 54. hükümette rahmetli Erbakan hocamız şeker pancarının taban fiyatını açıkladığında, 4 liradan 11 liraya taban fiyat açıklıyor. Kurmayları soruyor hocam niye bu kadar çok veriyoruz. Diyor ki biz geçen sene Rusya çiftçisine 200 milyon lira ödemişiz, şeker pancarını ithal etmişiz. Bunun anlamı benim çiftçim üretmesin, benim çiftçim kazanmasın ben bu parayı alır Rusya çiftçisine öderim. Biz bu parayı bu dönemde riske atıyoruz. Rusya’nın çiftçisine vereceğimize kendi çiftçimize verelim, para geri dönmese bile benim ülkemde kalır diyor. Bir yıl önce 200 milyon dolar şeker ithal eden Türkiye, geldiğimiz noktada 1 yıl sonra 700 milyon dolar şekeri yurt dışına satıyor. Çiftçinin cebi para görüyor. Üretmeden siz bu fiyatların önüne geçemezsiniz. Zihniyetin üretimi arttırmaya yönelik olması lazım.

"Vatandaştan dinlediğimiz en büyük sorun ekonomi"

Elazığ’da sulanmaya muhtaç 35 dönüm ovamız varken, parayı DSİ lojmanına aktarırsak, bu zihniyetle fiyatların önüne geçemeyiz. Bu fiyatların sebebi budur. Biz güzel olan ama ihtiyaç olmayan Kömürhan Köprüsü’ne milyonlarca lirayı aktarmak yerine bu ovalara elektrik enerjisi kullanmadan bu suları aktarabilseydik bugün orada ki katma değerle 10 tane Kömürhan Köprüsü yapardık. Bugün bu fiyatlarla baş başa kalmazdık. Vatandaştan dinlediğimiz en büyük sorun ekonomi. Esnafa gidiyoruz, vergiden, kiradan ve vergiden dert yanıyor. Çiftçiye gidiyoruz, bugüne kadar yakıt fiyatlarından dert yanıyordu, köylüler artık ekin yapmak için gübre bulamadıklarını söylüyorlar. Dolayısıyla herkesin tek sorunu ekonomi. Derhal ağır sanayi tesislerinin kurulmasıyla büyük bir üretim seferliğine girilmesi lazım.

"Seçimden sonra herkes bizi konuşacak"

Elazığ insanı kendi kapısına gelen kişileri kendi görüşünden olmasa bile ağırlıyor ve konuşuyor. Bizim gittiğimiz zaman gördüğümüz teveccüh hat safhada. İnsanlar parti binamıza gelip kapıları açtırıyor bizle görüşmek için. Dolayısıyla beklemediğimiz yerlerden ve hiç tanımadığımız insanlardan gelen güzel tepkileri ben her yönetim kurulu toplantısında arkadaşlara anlatıyorum. Şu an biz bile gücümüzü tam anlamıyla farkında değiliz. Biz yarın ilk seçimde o sandıklardan öyle bir oy oranı alacağız ki ben bir il başkanı olarak, yardımcıma diyeceğim ki bizim etrafımızda bu kadar çok insan yoktu, bu oylar bize nereden geldi. Hep şunu hatırlarım, 96 yılında 54. Hükümet seçimlerinde rahmetli Mehmet Ali Birand’ın bu seçimin sürprizini hiç tartışmasız refah partisi yapmıştır dedi. Nasıl yaptılar nasıl başardılar bunu konuşacağız dedi. İlk seçimde bütün televizyonlar bu adamlar bu oyu nerden aldılar diye konuşacaklar.

 

Gelelim Elazığ'ın sorunlarına. Buradan sonrasını iyi okumakta fayda var. Başkan Karakuş, tam bu noktada alışılagelmişin dışında vatandaşa da eleştiride bulunuyor ama sandığınız gibi değil yine kırmadan, naifçe ve mantıklı önerilerle...

Biz depremden sonra 2 ay boyunca alınan kararlarla ilgili olumlu veya olumsuz hiçbir açıklama yapmadık. Bu deprem bir fırsata çevrilsin, vatandaşları ferah ve güzel evlerde otursunlar, minimum maliyetlerle ev sahibi olsunlar ve Elazığ modern bir kent görünümüne ulaşsın diye bir beklentimiz vardı. 20 binin üzerinde konut yapıldı. Devlet büyük bir devlet olduğunu yaklaşık 9 milyon liralik kaynağı buraya aktararak gösterdi. Ama idareciler, TOKİ, milletvekilleri, belediye başkanı ve idareciler bu 9 milyon liralık kaynağı benim gözümde yüzde 21 avantajla ancak kullanabildiler. Sen koskoca Çevre ve Şehircilik Bakanısın, senin birçok mühendisin var. Çölde dahi yapısına uygun yapıldığı zaman 25 kat yapılabilecek binalar var. Dedik ki 5 katta ısrar etmeyin. Biz bu evleri 130 metre kareye çıkaralım. Vatandaşımız büyük evlerde otursun. Bu evleri de 10 kat yapalım. Elazığ’da ki evelerin yüzde 70’i 4 katlı binalardı. TOKİ benim 5 katlı binamın üzerine 5 kat daha eklediği zaman yukarıdaki 10 daire TOKİ’nin mülkiyetine kalacaktı. TOKİ bunu vatandaşa satacaktı, gelir elde edecekti ve diğer dairelerin maliyetini çıkaracaktı. Vatandaşın daha konforlu ve geniş evlerde kalmasını sağlayacaktı. Bunu yapmadılar. Biz 2 şey istedik ve dedik ki siz söyleyemiyorsanız toplantıya bizi çağırın biz söyleyelim. Bu 2 şeyi yaparsanız ben gider parti binamın kapısına kilidi vururum çünkü sizin kazanmanız garanti olur. O iki şeyden birisi buydu. Depremden sonra yıkılan evin yerine yeni ev yapsalardı anahtarını da bir kuruş para almadan sana teslim etselerdi benim babam bana oy vermezdi. İkincisi belediye başkanları, eskisi ve yenisi ikisi de aynı parti mensubu köprüyle yattılar köprüyle kalktılar bir buçuk ay boyunca. Cumhurbaşkanı’nın ve bakanların gündemine sürekli bir köprü koydular. Biz dedik ki bırakın şu köprüyü, köprünün etrafı yıkılıyor. Köprünün kaldırılacağını talep edeceğinize, Cumhurbaşkanı’nı bindirin helikoptere gezdirin ordu evinin üzerinde. Sayın Cumhurbaşkanım burası 50 yıllık bir bina, Harput’un altında orduya ait yerler var. Biz ordumuza yeni lojmanlar, yeni sosyal çevreler yapalım, hem de burayı biz kente katalım diyeceklerdi. İnsanların bir kısmını oraya kaydırır mıydı kaydırırdı. Geri kalan alanda muazzam bir sosyal tesis ve mesire alanı çıkar mıydı, çıkardı. O mahallenin nefes alacak yeri olurdu. Bunları yapsalardı ben babamdan bile oy alamazdım ama yapamadılar, beceremediler. Geldiler 180 bin lirayı geçmeyecek konutları 320 bin liraya verdiler. Köy evleriylede ilgili dedik ki, köylüye iyilik yapacaksanız bu projeleri kaldırın. Köylüye 200 bin lirayı ver, 20 yılda sana ödesin. Mühendisini dik başına, demirini ve çimentosunu yasaya uygun şekilde kullandır. Adam 100 metre kare mi yapıyor şato mu yapıyor o seni alakadar etmez. Ver parayı adam istediği evi yapsın çıkarsın köyde. 20 yılda ödeniyor 320 bin lira normal diyenler var. İyi de müteahhit işi bitirdiğinde o parayı peşin alıyor zaten, siz devlete bu parayı ödüyorsunuz. Müteahhit kazanacağınza köylüye 200 bin lira verseydik, Adapazarı’ndan ve İstanbul’dan ürünler gelmezdi. Bizim şehrimizdeki esnaftan bu malzemeler alınacaktı ve şehrimize yüzde 100 katkı olacaktı. Ama malesef bunlar yapılmadı. Zamanı geldiğince vatandaşların aklına tekrar getireceğiz. Milli eğitim müdürü övünerek taşımalı sistemle öğrencileri okullara taşıyoruz diyor. Elazığ’ın merkezinde neden taşımalı eğitim olsun. Neden yeni yapılan TOKİ’ye okul yapmıyorsunuz. Konut yapılan alanlara ne güzel Camiler yapıldı, yanına bi okul yapmayı kimse akıl edemedi mi. TOKİ’nin, Elazığ’a çok bir şey katmış algısını bırakması lazım. Şehrin etrafında arsa bırakmadınız hepsini aldınız. En değerli arsaları aldınız. Satılan arsalardan 1 milyara yakın gelir elde ettiniz. Bunu kimse iyilik olarak söylemesin.

"Vatandaş artık şapkayı önüne koysun"

Vatandaşın artık şapkayı önüne koyup düşünmesi lazım, bunları kim seçti. Zülfü bey bir programda gaf yapmıştı biliyorsunuz. O konuya girmek istemiyorum ama kansız muhabbetinden sonra bir cümle kullandı. Kardeşim siz seçtiniz dedi, doğru söylüyor. Bu cümleryi vatandaşın düşünmesi lazım. Milletvekillerin bu problemlere sessiz kalmasının tek sebebi var. Çünkü vekiller Elazığ’a karşı kendisini borçlu hissetmiyor. Beni Elazığ seçmedi beni reis seçti diyor. Ben Elazığ menfaati için genel merkezle ve bakanla kötü olacağıma kör, sağır ve dilsiz olurum, bir dahaki seçimde ilk 3’ bir gireyim zaten bu millet beni tekrar seçecek diyor. Bizim problemimiz bu. Milletvekillerinin seçilememe gibi bir dertleri yok, atanamama gibi bir dertleri var.

"Ak Parti'den ayrılan oylar bize gelecek"

Eskiden seçim sistemi Erdoğan’a verirken zorunlu olarak milletvekillerine oy veriyordu. Ama bu seçimde öyle bir zorunluluk yok. Ben gider Cumhurbaşkanlığı’nda Erdoğan’a oyumu veririm, mecliste de Refah Partisi’ne oyumu veriririm diyen yüzlerce Ak Partili vatandaşımız var. Biz Erdoğan’dan sonra Cumhurbaşkanı’na Fatih Erbakan olarak bakıyoruz diyenler var. Erdoğan’a sevdalanan seçmen Babacan’a veya Davutoğlu’na oy verir mi. Geriye hakkı ve hakikati savunun Yeniden Refah Partisi kalıyor. Dolayısıyla oradan gelen bütün oylar bize gelecek. 

Sonuç olarak ben de özellikle Fatih Erbakan'ın son dönemdeki çıkışlarından sonra YRP'nin bir sıçrayış yapabileceğini düşünüyorum ancak iddialı konuşmam için daha erken. Çok çalışmak gerekli özellikle Elazığ'da 2 kat daha fazla ve 2 kat daha güzel bir listeyle... 

Bu arada yayının metne dönüştürülmesinde büyük emek harcayan Kağan İnal'a teşekkürler...

omrensylr@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Oca

Saatleri Ayarlayın

07Oca

Yeni Kısıtlamalar Mı?

31Ara

Sorumluluk

24Ara

Hangisi Milli Görüş(çü)

17Ara

Dinlemeyeceksiniz Ama…