Büyükşehir Elazığ/Gürsel Erol’u Dinlerken - Ömer Enes YILAR

Büyükşehir Elazığ/Gürsel Erol’u Dinlerken


Sevgili okur, 

Gündemin yoğunluğundan mıdır ya da bizim içimizin dolmuşluğundan mıdır bilemedim ama birçok başlığı bu köşeye sığdırmak zorunda kaldım. Sabırla okumanı ve yorumlarınla katkıda bulunmanı talep ederek başlıyorum.

Bu sıralar yüksek lisans tezinin hazırlığındayım ve konuyla alakalı olduğundan iletişim etiği okumalarına ağırlık verdim. Bu mesleği icra ederken yapılan etik ihlallerine kafayı takmış durumdayım.

Gazeteciliği ya da genel olarak iletişim ile alakalı bir mesleği icra ederken takdir edersiniz ki bir kamu  görevi yürüttüğümüzden, diğer mesleklere oranla çok daha fazla mesleki etik kuralı karşımıza çıkıyor. Bu kuralların tamamına uyarak mesleğini icra edenlere saygılar, sevgiler.. 

Ancak bazen özellikle parasal mevzular, kişisel ön plana çıkma gayretleri ve bireysel menfaatler nedeniyle bu meslekte yapılan etik ihlallerin sayısı artıyor. Ben hem alaylı hem mektepli bir gazeteci olarak mekteplilerin bu kurallara (boşuna mı okuduk düşüncesi ile) daha fazla uyduğunu gözlemliyorum. 

Özellikle daha fazla tıklanmak ve gündeme gelmek için üretilen içerikler etik değerleri alt üst etse de ve hiçbir doğruluğu olmasa da bazen talep görebiliyor. Bunu yapanlar da genelde sabit bir kurumda tutunamayan, popülerliğini kaybetmiş, yeni medyanın getirmiş olduğu imkanları kullanan gazeteciler oluyor. Kaygılı psikolojik durumdan kaynaklanıyor sanırım… 

Yine de söylediğim gibi dünyada hakim olan ve yazılı olmadığı halde geçerliliği en yüksek durumda olan bir kuraldır zor olanın güzel, tatlı ve cezbedici olduğu.. Adem’den beri böyleydi ve sonsuza kadar böyle olacak. Önemli olan doğru işi ahlaki ve etik değerlere uyarak yapmak. Kolay olan ise yalanlarla, ahlaki ve etik değerlere uymadan önce kendini sonra başkasını kandırarak iş yapmaktır. 

GÜRSEL EROL’U DİNLERKEN
Dün CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, Kanal 23 canlı yayınında Elif Doğan’ın sorularını yanıtladı ve gündemdeki konulara ilişkin samimi açıklamalarda bulundu. Gürsel Erol, daha önce kendisine yapılan eleştirilere belgeleriyle cevap verdi ve aldığı kararların kendi siyasi kaderini ilgilendirdiğini, kimseye bir zararının olmadığını söyledi. Yayının en samimi cevabı ise Sırrı Süreyya Önder’in ortaya attığı bir iddia ile birkaç ayda bir gündeme gelmesine karşılık verdiği cevaptı. Gürsel Erol, herkesi bu konuda susturacak şu cümleyi kurdu: “Terör örgütüne yardım ve yataklıktan ceza almış birine inanıyorlar da Cumhurbaşkanı ve Bakanlara mı inanmıyorlar.” 

Bu cümlenin üzerine artık söylenecek çok bir şey yoktur diyerek geçiyorum ve Gürsel Erol’un ‘Eğer benim yapabilecek bir şeyim varsa gazeteciler köşelerinden yazsınlar ben de yaparım’ önerisi ile ilgili düşüncelerime geliyorum.

Normalde muhalefet söyler iktidar yapar ancak özellikle okul meselesinde olduğu gibi Elazığ’da iktidar söyledi muhalefet yaptı durumuna gelmemizden sonra icra makamı varken öneri makamına haksızlık etme gafletine düşmeyeceğim. Zaten öneri makamı olarak Erol'un görevini en iyi şekilde yaptığını düşünüyorum. 

Benim talebim geleceğe dönük olacak çünkü Erol, dün akşam çok iddialı cümleler kurdu ve “Parti içinde bile konuşuluyor, Millet İttifakı iktidar olursa önemli bir bakanlığa getirilme ihtimalim var” dedi.  

Sayın Vekil gibi ben de hümanist bir insanım. Alevi ve Sünni  insanların birlikte yaşadığı ve tek bir sorun yaşamadığı bir mahallede doğup büyüdüm. Birçok Alevi arkadaşım oldu. Yine aynı zamanda Kürt Kökenli birçok arkadaşım oldu ve bu konularda yıllarca düşündüm, fikir alışverişinde bulundum. Diyeceğim o ki bizi biz yapan, güçlü kılan bu değerlerdir işte. Gürsel Erol’un bu konudaki açıklamalarını, tutumunu çok beğeniyorum ancak ben 28 Şubat’ı yaşamasam da çok iyi dinleyen bir insan olarak özellikle CHP konusunda birçok tereddüttüm var. Eğer Millet İttifakı iktidar olacaksa Gürsel Erol bu yapı içerisinde bizleri ve söylediklerini unutmasın. Başörtülü, İmam Hatipli, Sağcı, Solcu ayrımına asla düşmesin. Bu ittifak içerisinde Bakan olacaksa eğer bu gaflete düşeceklere boyun eğmesin karşısında dursun. “Elazığ’a vefa borcum var” dedi, bunu unutmasın. Bu şehrin kendisine destek verenleri nasıl baş üstünde tuttuğunu unutmayarak hak ettiğimiz bir şehir olma yolunda bugünkü gibi çalışsın, yorulmasın. 

Ve en önemlisi ülkemiz ve şehrimiz adına hayırlı olan neyse o olsun inşallah!

Bir de Şerafettin Yıldırım ile ilgili söyledikleri var Erol’un.. Ak Parti İl Başkanı Şerafettin Yıldırım’ı ben de iyi tanıyorum. Onun siyasi nezaketinden ve çabasından şüphem de yok. Siyaset tamamen tecrübe işidir. Bugüne kadar gelinen süreçte herhangi bir art niyeti olduğunu da düşünmüyorum. Yaşananlar belki de gelecekte yaşanacak daha büyük durumların önünü kesti ve Sayın Yıldırım’a önemli konularda tecrübe kazandırdı. 

Kendisinin sorunları kabullenen bir yapıda olduğunu da biliyorum ancak ilk günkü heyecanı göremiyorum. Onu bu aralar daha çok Ankara’da görmek istiyorum aslında.. Bu sorunları Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bizzat iletmesini de bekliyorum. Hani demiştik ya sorun varsa söyleyeceğiz diye.. 

Ben söyledim gerisini siz düşünün… 

BÜYÜKŞEHİR ELAZIĞ
Elazığ’da mahalle sayısı her geçen gün artıyor. En son Aşağı Demirtaş Köyü de mahalle olmak için referanduma gitti. Şehrimiz Doğu’dan Batı’ya, Kuzey’den Güney’e her açıdan büyüyor. Özellikle yeni yerleşim bölgelerinde inşa edilen deprem konutlarından sonra bir hayli büyümüş olacağız. Bu durum yerel yönetime büyük bir ekonomik yük getirecek. Ulaşım, altyapı, istihdam gibi konularda beklentiler ilerleyen günlerde daha da artacak. 

İhracatta bölge birinciliğine adım adım yürüyen, konut ve araç satışı, mahalle sayısı, kurulan şirket ve patent başvuruları gibi önemli konularda bölgesindeki büyükşehirlerle yarışan ve çok büyük bir afet yaşayarak 3/1 i hasar almış Elazığ’a bir ayrıcalık tanınması gerekiyor. 

Türkiye’ Gazatesi’nin yapmış olduğu habere göre ilerleyen günlerde Ak Parti’nin uzman kişilerden oluşturulmuş heyetleri il il gezerek belediyelerle ilgili talepleri dinleyecek ve yapılan çalışmalarla ilgili bilgi alacak. Ak Parti Yerel Yönetimler Başkanı Mehmet Özhaseki’nin de tüm belediyeleri gezmesi bekleniyor. Özellikle Özhaseki almış olduğu talepleri be gördüğü sorunları bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’a aktaracak. 

Bu fırsatı kaçırmayalım…
Eğer böyle bir durum varsa Elazığ’ın bir ayrıcalık tanınarak büyükşehir olması talebi muhakkak bu toplantılarda dile getirilmeli ve Sayın Özhaseki’ye iletilmelidir. Bu şehir bunu hakkediyor. Aksi halde ne demek istediğimi ilerleyen yıllarda anlayacaksınız ki çok geç olacak.

İSMAİL SAYMAZ’I FAZLA BÜYÜTTÜNÜZ
Son günlerin parlayan gazetecisi, herkesin demeç vermek için yarıştığı adam.. Bence gözünüzde fazla büyüttünüz. Yaptığı açıklamayla çapını da belli etmiş oldu. Saymaz, Kemal Kılıçdaroğlu’nun vatandaşla buluşması sırasında bir kadının Kılıçdaroğlu’nu ‘çocuğuma dokunma’ diye terslemesi üzerine çocuğun kadından alınarak devlet koruması altına alınmasını istemiş. Öneriye bak! Ne diyelim, işte herkesin korktuğu büyük gazeteci… 
 

omrensylr@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
15Ekm
01Ekm
24Eyl

Son Kez Uyarıyorum!

17Eyl

Umudunuzu Kaybetmeyin

10Eyl

Meseleyi Kişiselleştirmeyin!