En Etkili Propaganda Aracı :Filistin! - Faruk YILDIZ

En Etkili Propaganda Aracı :Filistin!


Filistin!

Bütün Müslüman ülkelerde siyasal hareketlerin ve sivil toplum örgütlerinin en kazançlı propaganda aracı. Sorgulamayan, akletmeyen kitleleri arkadan sürüklemenin en basit ve masrafsız aracı.

Her siyasi hareketin, her sivil toplum örgütünün bir dava metaforu pratiği ile azami derecede bir kitle, bir taban bulma rantına dönüştürmenin sosyal bir laboratuvar alanı.

Gerçekte ise 934 yıl önceden bu güne Müslüman dünyanın Hristiyan dünyaya galebe çalmasının sembolü!
İsrail!

Bir köy kadar topraktan neredeyse bütün Filistin topraklarını zorbalıkla ama zorlanmadan eline geçiren İngiltere'nin - ABD'nin- bize göre gayrimeşru, onlara göre meşru çocuğu.

İspanya'da ve Avrupa'da bir ticaret klanına dönüşmüşken Hristiyanlığın bilinç altına attığı Yahudi düşmanlığı üzerine  kovulan ve Tevrat'ta "Vadedilmiş Topraklar" olarak belirtilen bölgeye özenle yerleştirilen ve görünüşte küçük ama gerçekte dünyanın en büyük nüfuzlu şeriatla yönetilen tek ülkesi.

Türkiye, İran, Mısır, Suudi Arabistan gibi sözde Müslüman ülkelerin lideri iddiasında olan ülkelerin burnunun dibinde göz göre göre kurulan ve bazı Arap devletleri gibi kendini İngiltere, ABD ve Batı'nın hizmetine adamış korsan bir devlet.

Altı günde yok edilebilecekken bir araya gelmiş Birleşik Arap Ordularını 1967'de altı günde yok eden, nüfüsu sadece coğrafyadaki Müslüman ülkelerin binde birine bile denk düşmeyen küçük ama güçlü bir devlet!

Filistin, Filistin halkı ve Mescidi Aksa için sayısız yazılar, makaleler, kitaplar yazılıp çizildi. Yazılmaya da devam ediliyor.

Müslüman ülkelerin devlet başkanları, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri dün olduğu gibi bugün de sadece konuşup duruyorlar, kınama mesajları yayınlıyorlar, yarında konuşmaya devam edecekler. Ve bu halleri yaklaşık yüzyıldır ne yazık ki böyle!

Dün etkili bir fiziki müdahale edilebilseydi belki bugün İsrail diye bir devlet olmayacaktı.

Bugün ise birlikte etkili bir müdahalede bulunulmazsa korkarım bu kez Filistin diye bir devlet ve halk olmayacak!

İngiliz mandacılığının ve sömürgeciliğinin bıraktığı mirasın Müslüman halklar üzerinde bıraktığı izler Filistin meselesinde açık ve net bir şekilde görülüyor.
Kimliğini, dilini, kültürünü kaybetmiş bir Müslüman dünyası.

Bilimi, aklı, düşünceyi bin yıldır terk etmiş, hurafeleri, mezhepleri, tarikatları, cemaatleri yaşamın merkezine almış bir Müslüman dünyası.

Bu kafayla, bu anlayışla Müslüman dünyası, Filistin ve Filistin halkı, Mescidi Aksa nasıl özgür olabilir ki!

Milli kimliğini koruyamamış, dili, kültürel mirası taciz edilmiş, ekonomik bağımsızlığını kazanamamış, savunma sanayinde her türlü silahını Büyük Şeytan diye tabir ettiği Batı dünyasından alan Müslüman dünyası caydırıcı bir güç olabilir mi?

Dünyanın enerji kaynaklarının yarısından çoğu ellerinde olan İslam ülkeleri bu gücü gelişmeye, ilerlemeye, savunma yatırımlarına, eğitime tahvil etmeyi neden akıl etmezler ki?

Bugün, İslam Teşkilatı Örgütü, Arap Birliği neden işlevsiz?

Liderleri kendi içinde kavgalı, husumetli, birbirine katil diyen İslam ülkeleri bir araya gelip İsrail ile nasıl mücadele edebilir ki?

Hristiyan dünyası, Avrupa Birliği'ni kurarak her yönüyle kendi halklarının huzurunu, refahını sağlamayı başardı.

Bugün dünyanın bütün kaynakları Avrupa halklarının mutluluğuna, refahına akıyor.

Türkiye ise yaklaşık yetmiş yıldır AB'ye katılmak için kapıda bekliyor.

Lider ülke olma iddiasında olan bir ülke kapıda beklemek yerine yeni bir oluşumun, yeni bir dünyanın mimarı olmak için çaba göstermesi daha doğru olmaz mı?

Müslüman ülkelerden oluşan bir ekonomik birliğin oluşumuna çaba gösteren bir Türkiye olgusu herkesin beklentisi ve arzusudur.

Pastanın tamamının pay edildiği AB'de kapıda beklemek artık Türkiye 'nin prestijini de sarsıyor.

Türkiye' nin AB'ye katılarak Batı dünyasında yer alma isteği anlaşılabilir bir durumdur ancak Batı dünyasında yer almak için illa da AB'ye katılmak gerekmiyor. Ekonomik, sosyal ve hukuksal normlarımızı evrensel boyutlara taşımak bizi zaten Batı dünyasının bir parçası yapacaktır.

Onun için Türkiye, AB ile ilgili politikalarını yeniden gözden geçirerek yeni bir dünyanın oluşumu için yeni bir rol üstlenmeyi iyice düşünmeli ve yeni stratejiler ile geleceğin dünyasındaki yerini belirlemelidir.

Kahrolsun İsrail, yıkılsın İsrail, gibi sığ, anlamsız, sonuca götürmez sloganlarla yüzyıldır kangren olmuş bu sorun çözülmez.

İslam dünyası AB gibi bir birliği kuramadıkça Filistin meselesine çözüm getiremez.

Potansiyelini mezhepler, tarikatlar, cemaatler ve radikal örgütlerle harcayan İslam dünyası mevcut liderlerle AB gibi bir oluşumun trenini kaçırmıştır.
Eylem ve söylem hataları mevcut liderleri birbirine karşı ve halklara karşı güvensiz kılmıştır.

Bir araya gelmemek için geride onlarca neden bırakan Müslüman ülke liderleri filozofça bir derinliğe sahip olamadıkları için özlenen, arzu edilen birliğin sağlanması bu ortamda imkansız görünüyor.

Türkiye, İran, Mısır, Malezya, Endonezya, Suudi Arabistan, Pakistan, Bangladeş gibi potansiyel ülkelere sahip İslam dünyası etnik ve mezhepsel anlayışları terketmek için bir araya gelmek zorunda ve kendi içinde öncelikle  mezhepsel ayrılıkları sonlandırmalıdır.

İslam dünyasında bu mezhepsel ayrılıklar bitmedikçe ne refah sağlanır, ne de barış ve huzur ortamı.

Onun için filozof bir kral bu dağınıklığı toparlamak için yeterlidir.

Kudüs'ü özgürleştiren Büyük Selahaddin'in yaptığı tam da buydu işte!
 

farukyildiz@elazighakimiyethaber.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 2

  • Vatandaş | 13 Mayıs 2021 13:10

    Taha bey bir yorum yapmış güya ama belli ki yazarın yazılarını takip etmiyor ve önyargı ile yazıyor. 2 Mart 2021 tarihli Sivil Toplumun Doğu Türkistan Sessizliği başlıklı makalesini okusaydı bu konuyu Türkiye de gündeme getirenin Faruk YILDIZ olduğunu da görürdü. Aynı yazı ulusal yayın yapan birkaç site de yayımlandı. Zaten Faruk YILDIZ bu hususlarda çok etkili yazılar yazıyor. İnsanlar ön yargılı olunca etrafında neler olup bittiğinden de habersiz oluyor. Yazar üzerine düşeni fazlası ile yapıyor. Sorun siyasette ve sivil toplumda. Yazar daha ne yapsın.

  • taha | 11 Mayıs 2021 23:22

    uygur türkleri her gün canice katlediyor ..onlar müslüman değilmi..müslüman arapları savuduğunuz kadar müslüman türkleri savunsaydık bugün yeniden türkler dünya lideri olur araplarıda korurdu. ama kktc yi bile tanımayan bir arap devletinı savunmak akıl karı değil..kaldıki 30 civarı arap devleti var onlar neden ses çıkarmıyor..atatürkün dediği gibi "bir daha araplar için türk kanı dökülmesine müsade etmeyeceğiz.."