Türkiye 10'dan Büyük

Osman Kavala ile ilgili skandal bir açıklamaya imza atan 10 büyükelçi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'İstenmeyen adam ilan ederiz' şeklindeki tepkisinin ardından geri adım attı. Bu olay da gösterdi ki Türkiye, ciddiye alınacak, ne söylediğine ve ne talep ettiğine kulak kabartılacak bir ülke. Ve yine bu olay gösterdi ki Türkiye 10'dan büyük ve 10 ülkeye yerini ve konumunu hatırlatacak kadar etkili bir ülke.

PAYLAŞ
TAKİP ET Google News ile Takip Et
Türkiye 10'dan Büyük
Osman Kavala ile ilgili skandal bir açıklamaya imza atan 10 büyükelçi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "İstenmeyen adam ilan ederiz" şeklindeki tepkisinin ardından geri adım attı. Bu olay da gösterdi ki Türkiye, ciddiye alınacak, ne söylediğine ve ne talep ettiğine kulak kabartılacak bir ülke. Ve yine bu olay gösterdi ki Türkiye 10’dan büyük ve 10 ülkeye yerini ve konumunu hatırlatacak kadar etkili bir ülke.

Türkiye'nin kararlı duruşunun ardından geri adım atmak zorunda kalan söz konusu elçiler, Viyana Sözleşmesi'nin 41. maddesini işaret ederek, "İç işlerinize karışmayız." dedi. 

Rus basınından Kommersant gazetesi, yaşananları Erdoğan’ın zaferi olarak gördü ve "Recep Tayyip Erdoğan tüm savaşı üstlendi" başlıklı haberde, "Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batı ile ilişkilerde bir 'kırmızı çizgi' olarak nitelendirdiği ülkesinin iç işlerine müdahaleye müsamaha göstermeyeceğini açıkça belirtti." denildi.

Erdoğan'ın Batı'ya zor bir seçim sunduğu belirtilerek, bunların "Zorluğu kabul edin ya da Türkiye ile doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçının." olduğu kaydedildi.

Haberde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 10 ülkeye karşı meydan okuduğu 10 ülkenin de dize gelmek zorunda kaldığı belirtildi.

Bu gerçeği Rus basını görmüş olsa da ülkemizin iç işlerine müdahale anlamına gelen 10 büyükelçinin hadsiz ve terbiyesiz çıkışını meşru gören ve elçilerin eğri adım atmasına hayıflanan ve hatta ABD’ye kızan Şirin Payzın ve Can Dündar gibi isimlerin tepkileri de gösteriyor ki mesele Türkiye’ye diz çöktürme meselesi. 

Farklı mahfillerin sözcülüğünü yapan gazetecilerin bu tepkisini “sahibinin sesi” olarak anlamak belki mümkün ama muhalefet partilerinin bu konudaki duruşlarına ne demeli. 

Böylesine milli ve Türkiye Cumhuriyetine parmak sallayan açıklama ve beyanlara karşı muhalefet partilerinin, devletin ve hükümetin yanında durması kendileri için daha isabetli bir duruş tarzı olurdu. Türk halkından böyle bir beklenti olmasına rağmen, sırf Cumhurbaşkanı Erdoğan zor durumda kalsın diye büyükelçilerin safında duruş sergilemeleri, kendi seçmenlerinde dahi kabul görmedi ve tepki aldı. 

Türk seçmeni, 15 Temmuz örneğinde olduğu gibi milli meselelerde siyasi çekişmeleri bir kenara bırakarak bir ve beraber olmasını bilen bir özelliğe sahiptir. Keşke muhalefet ve özellikle kendini şimdiden Cumhurbaşkanı gören Kılıçdaroğlu ile başbakan olarak gören Akşener’in devlet adamı vasfıyla böylesine önemli konularda ülkemiz yanında saf tutmaları kendileri adına da isabetli olurdu. 

Ama siyaset işte. İlla ki muhalefet yapılacak. Ama muhalefet edilecek konu var, yekvücut olunacak konu var. Bu ayrımı iyi yapmak gerek.
 

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN