Torpilin Adı Toplumcu Şiirde Şiddet!

Kamu kurumları arasında en saygın olarak bilinen ve TBMM adına kamu kurumlarını objektif kriterlerle denetleyen Sayıştay, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi de dahil birçok kamu kurum ve kuruluşlarında yapılan harcamalar, yanlış uygulamalar ve keyfi kararlara dikkat çeken raporlarını yayınlıyor.

PAYLAŞ
TAKİP ET Google News ile Takip Et
Torpilin Adı Toplumcu Şiirde Şiddet!
Kamu kurumları arasında en saygın olarak bilinen ve TBMM adına kamu kurumlarını objektif kriterlerle denetleyen Sayıştay, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi de dahil birçok kamu kurum ve kuruluşlarında yapılan harcamalar, yanlış uygulamalar ve keyfi kararlara dikkat çeken raporlarını yayınlıyor.
Elazığ Hakimiyet Haber - Elazığ Hakimiyet

Sayıştay, Türkiye'deki devlet üniversitelerine yönelik 2020 yılı denetim raporlarını da geçtiğimiz günlerde yayınladı. Sayıştay tarafından birçok üniversitede yapılan öğretim üyeleri atamalarının liyakatsiz, objektif kriterlere dayanmadığı tespit edildi.

Sayıştay raporunda Fırat Üniversitesi'nin alınacak öğretim üyelerinin kişiyi tarif eden cümlelerle ilana çıkılmasına dikkat çekildi.

FÜ; 2020 yılında alımlarını yapacağı öğretim üyelerinin her biri için bakın hangi şartları koşmuş:

“Spektral teoride düz ve ters problemlerin analizi konusunda çalışmaları bulunmak”

 “Akıllı havacılık yapılarının kontrolü konusunda çalışmaları bulunmak”

“Toplumcu gerçekçi şiirde şiddet üzerine çalışmaları bulunmak”

“Yapay zeka optimizasyonu ve sosyal ağ analizi hakkında çalışmaları bulunmak”

“Nesnelerin internet konusunda çalışmaları bulunmak” 

Fırat Üniversitesi’nin bu başlıklar altında öğretim üyesi alımı yaptığını tespit eden Sayıştay, ilanların büyük çoğunluğunda  belli bir kişiyi çağrıştıran şartların istendiğini tespit etmiş.

Fırat Üniversitesinin öğretim üyesi atamalarından objektif ilkelere uyulmadığına dikkat çeken Sayıştay raporunda, “Yukarında yer verilen örneklerde de görüleceği üzere, alımı yapılacak öğretim üyeliği kadroları için ek kriterler getirilirken, 2547 sayılı Kanun'un 23 ve 26'ıncı maddelerinde ifade edilen objektif ve denetlenebilirlik ilkelerine riayet edilmemiş, ilanların büyük çoğunluğunda spesifik ve belli bir kişiyi çağrıştıran şartlar istenmiştir. Bunun sonucunda da, alım yapılacak kadroların tamamına yakını için sadece birer kişi başvuru yapabilmiş ve aynı kişiler kadrolara alınmıştır” ifadeleri yer aldı.

Şimdi adalet, hakkaniyet, eşitlik ve şeffaflık bunun neresinde. Öteden beri aile şirketi gibi yönetildiği iddialarıyla gündeme gelen, aynı soy isimden onlarca öğretim üyesinin bulunduğu iddiaları olan bir eğitim yuvasından gel de eğitim ve başarı bekle.

Nasıl böyle bir vicdansızlık yapılabilir, bu şartları yazan ya da yazdıran nasıl huzur içinde olabilir ve bunun manevi sorumluluğunu nasıl öteki aleme taşır bilemiyoruz.
Toplumcu gerçekçi şiir alanında çalışmayı anladık da bu şiirde şiddet üzerine çalışmaları bulunmak şartı neyin nesi. Bu nasıl bir adrese teslimdir. Bu nasıl bir  elinden tutup üniversiteye intisap ettirmenin aracıdır.

En büyük haksızlık ve torpilin siyasette ve siyasetin bulaştığı kamu kurumlarında döndüğü tezi asla doğru değil. Öteden beri en büyük siyaset de en büyük torpil ve haksızlık da üniversitelerde oluyor. Fırat Üniversitesinin de bu konudaki sicili geçmiş yıllarda çok temiz değil ne yazık ki. Geçmişte torpille öğretim üyelerinin alınması ve sınavlar da  belirli bir siyasi görüşe mensup insanlara öncelik  verildiği iddiaları  ve bu konuda yargıya yansıyan ifade ve belgeler olduğunu şehir halkı unutmadı. 

Bunlar olduğu için de Fırat Üniversitesi, Prof.Dr.  Arif Çağlardan sonra gelen ve her biri hemşerimiz olan tüm rektörler döneminde akademik kalite olarak geriye gitti.Bütün rektörlerimiz döneminde belki olmasa da çoğunlukla her dönem bu tür durumlar yaşandı. 

Allah’tan yeni dönemde Elazığlı olmayan, kimseye diyet borcu olmayan, icraatlarını kişilerin öneri ve tavsiyelerine göre değil, bilimsellik adalet, hakkaniyet ve vicdan ekseninde yürüten Prof. Dr. Fahrettin Göktaş gibi bir rektörümüz oldu da artık bu tür aile içi atamalara set çekildi.

Hani bir dönem Hakimiyet’in dışında tüm medya ve sosyal medya kullanıcıları koro halinde “Elazığlı adam mı yoktu ki Erzurumlu biri rektör olarak atandı” diye bir türkü tutturmuşlardı ya…   Oysa bizler Elazığlı olmamasının çok büyük avantaj olduğunu tek başımıza savunmuş ve gerekçelerini tek tek yazmıştık.

Bizler haklı çıkmanın huzur ve mutluluğunu yaşarken, birilerinin pişmanlık  cümleleri bizi daha mutlu kıldı. Rektörümüz bizi mahcup etmedi ve şu an en başarılı kamu kurumu yöneticisi olarak da gönüllere taht kurdu.
 

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN