Kavuşamayanlar


Her şeye rağmen bizler buruk da olsa Ramazan Bayramı’na kavuşmanın mutluluğunu yaşadık. 
Hepimiz, kimimiz içimizden, kimimiz dışımızdan kaybettiklerimizin hüznünü yaşıyoruz. Terörle mücadelede verdiğimiz şehitler, depremlerde yaşadığımız kayıplar, salgının alıp götürdüğü canlarımız, İsrail’in şehit ettiği Filistinli kardeşlerimiz…

Geçtiğimiz yıllarda sıklıkla duyduğumuz cümlelerden biriydi ‘nerede o eski bayramlar…’ bu bayram artık bu cümlenin bile yetersiz kaldığını anlıyoruz.

Kaybettiklerimizi, sevdiklerimizi, şehitlerimi saygıyla ve rahmetle anıyoruz.

Bu bayramı Elazığ’da daha buruk yaşayan kardeşlerimizin sesine de ses olmaya çalışıyoruz. Hakimiyet Gazetesi olarak depremin mağdur ettiği her bir vatandaşımızın sesini, talebini, sorunu dile getirmeye de gayret ediyoruz. 

Bu bayramı yeni evlerinde karşılayan depremzedeler için devletimize tüm sorumlularına teşekkür ederken evlerine kavuşamadıkları için bir bayramı daha konteyner kentte geçirmek zorunda kalan vatandaşlarımız adına da bazı sorular sormak istiyoruz. 

Önümüzde bir bayram daha var ve konteyner kentte kalan vatandaşlarımız bu bayramı da evlerine kavuşamadan konteyner kentte mi karşılayacak?

Sayın Bakan Murat Kurum’un son ziyaretinde hedef olarak belirlediği ‘yılsonu’ Kurban Bayramı olarak belirlenemez mi?

Süreç neden bu kadar ağır ilerliyor ve ağır ilerleyen bu süreç hakkında neden birincil ağızlardan net bir açıklama yapılmıyor?

Geçtiğimiz günlerde toplu kurası çekilen ve becayiş süresi tamamlanan konutların teslimi ne zaman yapılacak?

Sürecin hızlanması adına yerel aktörlerimiz ne gibi sorumluluklar alıyorlar?

Dilek ve Petek sitesi örneğinde gördüğümüz gibi ay ayrı birçok firmanın inşasını sürdürdüğü TOKİ konutlarının istenildiğinde ne kadar hızlı tamamlanabileceğini görüyoruz. Burada bahanelerin etrafına sığınmak yerine el birliğiyle sürecin hızlandırılması için gayret göstermeliyiz. 

Özellikle mevsimsel şartların oldukça elverişli olduğu bugünlerde şehrimizin kanayan yarası olan konteyner kentlere dikişi atalım ve bu yarayı kapatalım. Kurban Bayramı’na kadar tüm depremzedelerimizi evlerine kavuşturalım.

***
Mescid-i Aksa için birinin ‘Ya Allah!’ demesi gerekiyor. Bu kişinin tüm İslam Alemi’nin öncülüğünü kabul edeceği bir isim olması da lazım. Ben böyle bir lidere sahip olduğumuza inanıyorum. Dünyaya hüküm süren bu zulüm egemenliğinin durması için böyle bir şahlanışın artık mecburiyet haline geldiğini hepimiz görüyoruz. Zulmü durdurmak için de tanka, tüfeğe, savaşa ihtiyaç bile kalmayacak. Çünkü Müslümanlar ‘Ya Allah!’ diyerek ayağa kalkarsa, daha adım atmadan, küfür diz çökecektir!
 

omrensylr@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
30Tem

Ne İstediniz de Vermedi?

23Tem
15Tem

Kahpelere mesajım var!

12Tem

Geldi, Geliyor, Gelecek…

09Tem

Çözümün Etkili Yolu