Gerçeklere Soykırım Gayreti


1915 olaylarının gerçekliğinin araştırılması tarihçilerin konusu iken ABD ve Fransa gibi bazı ülkelerin siyasileri tarafından siyasi malzeme konusu edilip sürekli konuşulur ve gündeme getirilir olmasının bir arka planı vardır. Bu konu bu gibi devletlerin gizli ajandasının önemli bir malzemesi haline getirilmiştir.

Diğer yandan ABD başkanı Biden’ın soykırım ifadesini kullanması aslında üslubu beyan ayniyle insan tanımını tamda doğrulamıştır. Herkes bilir ki ABD’nin devlet olarak kurulması soykırım üzerine olmuş ve soykırım üzerine kurdukları devletlerinin bekasını dahi öldürme ve soykırım anlayışında bulmuş bir devlet yönetim medeniyetine sahiptir.

Böyle bir yönetim düzeni üzerine inşa edilmiş bir devlet başkanının yüz yıldan fazla bir zaman öncesinde Osmanlı’da yaşanan olaylarla ilgili böylesi bir ifade kullanması aslında kendilerini açık etmelerinden öte siyasi ve diplomatik nezaketi de soykırıma uğratmıştır.

Tarihçilerden oluşmuş ortak bir komisyon tarafından araştırılmamış ve yargısal anlamda herhangi bir hükmün verilmemiş böylesi bir konuda siyasi söylemle bu şekilde hüküm tesis etmeye çalışmak ancak soykırım üzerine devletleşmiş olanların siyasi tezahürü olabilir.

Öte yandan böylesi bir açıklama Amerika’nın Vietnam, Hiroşima, Afganistan ve Irak gibi birçok ülkede yaptığı soykırımın, Kızılderililerin soykırımı üzerine kurulmuş devletlerinin kuruluş felsefesinin yansımasından başka bir şey değildir. 

Tüm bunlarla beraber ABD başkanının soykırım ifadesini kullanması bir yana içimizde ki bazı aklı evvellerin dahi bu yönde beyanlar vermesi insanı gerçekten hayretler içerisinde bırakıyor. Hele hele sözde Kürtleri temsil ettiğini söyleyen siyasi partinin açıklaması tam bir garabet.

Aslında bu açıklamalar kimin kim olduğunun ve kimin kime hizmet ettiğinin ortaya çıkması açısından önemlidir. Ermenilerin dostu olan bu birilerine yüzyıl öncesinde yaşanmış bazı tarihi gerçekleri hatırlatmakta fayda vardır.

20 Aralık 1920 tarihinde Paris’te Şerif Paşa’nın, Ermeni Boğos Paşa ile yaptığı bir anlaşmaya Kürtlerin tepkisi sert olmuş (Cemal Kutay, Paris'te Ermeni-Kürt anlaşması: 20 Kasım 1919, Türkiye İstiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, c: 19, s. 10684. İstanbul-1961) ve Erzincan’dan on aşiret lideri gönderdikleri telgrafla protesto etmişlerdir. (Hasan Yıldız, Fransız Belgeleriyle Sevr-Lozan-Musul Üçgeninde Kürdistan, İstanbul-1991 -İkinci Baskı- s. 81.)

Diğer yandan bu anlaşmaya karşı Said-i Kürdî, Dava Vekili Ahmet Arif ve Binbaşı Mehmet Sıddık, 22 Aralık 1920 günü Vakit gazetesinde yayınladıkları yazıyla (Uğur Mumcu, Kürt-İslâm Ayaklanması 1919-1925, İstanbul,1991, s. 13-15.)

“…Kürtler, henüz beş yüz bin şehidin kanı kurumadan, şişlere geçirilen yetimlerin, gözleri oyulan ihtiyarların hatıralarını üzüntüyle anarken…” şeklinde devam bir yazıyla bu anlaşmayı protesto etmişlerdir. 

Tüm arşiv belgeleri bir yana bu protesto dahi Ermenilerin yaptıklarını ve yaşattıklarını gözler önüne serdiği halde birileri bu acılara maruz kalanları zalim, bu zalimliği yapanları da mazlum gösterme çabasına girerse, bunların o zalimliğe uğrayanların torunları olduğunu kim söyleyebilir.

O gün katledilen, şişlere geçirilen, gözleri oyulan Kürtlerin yaşadıkları acı gerçekleri görmeyip bu gerçeklerle yüzleşemeyenler bu acıyı yaşatanları anmakla meşguller. Bunlar kendilerini değişik kimlik ve kisveler altında gizlemiş içimizdeki o günün soykırımcısı Ermenilerin torunlarından başkası olamaz. 

Yine bu başkalarından birileri olan bir diğerleri de o gün akla hayale gelmez işkencelerle Ermeni çeteleri tarafından hunharca katledilen binlerce Türk köylüsünü, kadın, ihtiyar, çocuk ve masumları görmek istemeyen ipi başkasının elinde, katil, soykırımcı zihniyetlerin ancak ideolojik temsilcileri olabilir.

Bunların hepsi bir yana, ABD Başkanı Biden’in soykırım ifadesini kullanması,  ABD’nin katlettiği Kızılderililer gerçeğini, Hiroşima ve Nagazaki'ye attığı atom bombasıyla öldürdüğü yüzbinlerce insan gerçeğini, Bağdat'ta, Felluce'de, Vietnam'da yaptıklarının gerçekliğini soykırıma uğratma çabasından başka bir şey değildir.
 

m.sahinduman@elazihakimiyethaber.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Remzi Tatar | 26 Nisan 2021 02:13

    Eline sağlık Doğru tespitler; İslami inançlı Türk ve Kürt kardeşliği ortak kültür ve medeniyetinden ABD ve Rusya’da korkmaktadır ,Bu oluşacak birliktelikten ‘’İslami Dünya Türk Birliği’’nden bahseden Merhum Turgut Özal ...yaşayamadı.

YAZARIN SON 5 YAZISI
11May

Kudüs’ü Kurtaracak Aslan…

25Nis

Gerçeklere Soykırım Gayreti

07Nis
03Mar
28Şub

Nedir 28 Şubat…