Şakir Zümre.
1925 yılında İstanbul Haliç'te, tamamı yerli sermaye ile özel sektöre ait ilk silah ve cephane fabrikasını kurdu. Türkiye'nin ilk uçak bombaları, silahlar, cephane ve motor üretimine kadar çok çeşitli konular üzerinde çalıştı.
II. Dünya Savaşı'nın sonunda da siyasi iktidarın sahip çıkmaması ve ABD'nin yaptığı askeri yardımlar sebebiyle Şakir Zümre Fabrikaları, cephane üretimini terk ederek, soba üretimine geçmiştir.
Vecihi Hürkuş.
1923'te ganimet olarak Yunanlılardan ele geçirilen motorlardan yararlanarak ilk Türk uçağını imal etti. 28 Ocak 1925'te "VECİHİ K-VI" adını verdiği uçağını uçurdu ancak ödül yerine onu ceza beklemekteydi. Çünkü izinsiz uçuş yaptığı için 15 gün hapisle cezalandırıldı. Bunun yanısıra nice engelleme ve zorluklarla mücadele etti.
Nuri Kıllıgil.
Türkiye'nin kendi silahını üretmesi gerektiği inancıyla girdiği yolda, yerli savunma sanayinin öncüsü oldu.
Yokluk yıllarında, matara, gaz maskesi, çelik başlık, soba gibi eşyaların yanında tabanca, 81 milimetre havan, mühimmat, tapa, uçak bombası ve tahrip kalıpları da üretir. Nuri Paşa, imal ettiği silah ve mühimmatı, Milli Savunma Bakanlığı'na sattığı gibi yurt dışına da ihraç etti. Mısır, Pakistan, Suriye gibi ülkelere de silah, tapa ve mermi sattı.
Türkiye’de özel silah sanayisini kurmak için bütün engellemelere rağmen mücadele eden Nuri Killigil Paşa silah fabrikası kurduktan sonra, İsrail’e karşı savaşan Araplara silah satmaya kalkınca 2 Mart 1949'da büyük bir patlama oldu, fabrika havaya uçtu ve bedeni paramparça oldu.
Şehit olan bedeninden geriye kalanlar ufacık tabuta sığdı. Siyasi iktidar cenaze töreninde yoktu. Diyanet işleri başkanlığı da cenaze namazını kıldırmadı.
Nuri Demirağ.
1936 yılında ilk özel sermayeye ait olan uçak fabrikasını kurdu.
1936’da, Nu.D-36 adı verilen ilk tek motorlu uçak üretildi. 1938’de ise Nu.D-38 adlı çift motorlu 6 kişilik ilk yolcu uçağı yapıldı. Sonradan bu uçak, 1944’te, dünya havacılığı yolcu uçakları arasında A sınıfı olarak kabul edildi.
Fabrika 10 yılda 5 ayrı tipte 134 adet uçak üretti.
Üretilen uçaklar için ilk önce sipariş veren THK, sonradan almaktan vazgeçti. Uçakların yurt dışına satılamaması için bir de kanun çıkartıldı.
Atatürk döneminde ve onun teşviki ile kurulan savunma sanayi yatırımları, onun beklenmedik bir şekilde erken yaşta ölümünden sonra sahip çıkılmayarak durdurulmuş ve yok edilmiştir.
Özellikle, 1938-1950 yılları arasındaki dönemde siyasi iktidarın destek vermeyip sahiplenmediği, bürokratik oligarşinin engellemeleri ve ülkenin kalkınmasını istemeyen güçlerin çabaları nedeni ile savunma sanayi girişimleri ve uçak üretimi durdurulmuştur.
Uçak üretme hayalimizin sona ermesinde, ABD’nin verdiği Marshall yardımlarıyla yetinmemizin de etkili olduğu bilinmektedir.
Buraya kadar anlatılan bu temel olaylar bize şunu göstermektedir:
Bizim, Emperyalizme karşı yetişen kahramanlarımız her dönemde rol almışlardır. Buna karşılık her zaman, emperyalizmin yerli işbirlikçisi olan siyasetçi ve sözde aydınlar, bu kahramanların önlerini kesebilmek için her defasında karşı saldırıya geçmişlerdir.
Yukarıda kısaca örnekleri verilen bu girişimler, Milli Şef İnönü döneminde, CHP iktidarının sahip çıkmaması sonucunda yok olup gitmiştir.
26 ocak 1956 tarihine geldiğimizde, ülkemiz sanayi ve teknolojide yokluk çekerken bugün hala kullanılan, Türkiye'nin ilk yerli pancar motor fabrikasını rahmetli Erbakan kurdu.
Yine 1961 yılında Erbakanın'da içinde bulunduğu bir grup mühendisin Devrim otomobili girişimine de dönemin siyasi iktidarı sahip çıkamadığı gibi bürokratik oligarşinin ve batı sermayesinin içimizdeki ithalatçı zihniyeti, ülkemize çağ atlatacak bu girişimi de sabote etti. Çalışmalara siyasi iktidarlar, sanayiciler ve bürokratlar sahip çıksa idi bugün Türkiye, teknolojik devrimini tamamlamış, tüm dünyaya katma değeri yüksek ürünler satan ve kişi başına milli geliri 50 bin dolar düzeyinde olan bir ülke olacaktı.
Bugüne geldiğimizde savunma sanayinde Erbakan'ın projeleri öğrencileri tarafından uygulandı. Bir diğer öğrencisi olan Erdoğan ise siyasi iktidar olarak bu projelere sahip çıktı. Bunların en önemlisi olan Baykar makina ve onların ürettiği İHA ve SİHA'lar terörle mücadelede ve dünya savaş tarihinde yeni bir çığır açtı. Suriye'nin kuzeyinde terörün korkulu rüyası olurken Libya ve karabağda tarihi zaferlere imza attı.
Baykar, bugün ülkemizin bu hususta başka ülkelere olan bağımlılığını yok ettiği gibi dünyada 27 ülkeye İHA ve SİHA satarak ülkemizin prestijini arttırdı. Ülkemize girecek olan döviz hususunda da sağlayacağı fayda gözardı edilemeyecek kadar büyük ve önemli. İstihdam sağladığı binlerce insan da cabası…
Örneklerde olduğu gibi Türkiye’nin kalkınması ve güçlenmesini istemeyen dışarıdaki güçler ile onların içerideki aparatları hep bir ağızdan Baykar'ı ve onun ürettiği İHA ve SİHA'ları eleştirmeye başladı.
Üzülerek belirtmek gerekir ki, Baykar'a yaptırım çağrısı yapan İslam- Türk ve Erdoğan düşmanı Michael Rubin ile İçimizde, Baykar'ı hedef alan yani İHA ve SİHA'ları eleştirenler aynı kaynaktan beslenen ihanet şebelekerinden başka bir şey değillerdir.