H. Burak Boyraz

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması

H. Burak Boyraz

Eski ismiyle “şiddetli geçimsizlik”, yeni ismiyle “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” olan bu boşanma sebebi, ülkemizdeki boşanma sebeplerinin %90’ından fazlasına denk gelmektedir. 

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması genel bir boşanma nedenidir. Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen bu maddeye göre “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.” denilmektedir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması, eşler arasında çok ciddi ve şiddetli bir geçimsizlik ve anlaşmazlık bulunmasını ifade eder.

 Kanun koyucu her türlü geçimsizliği değil, evlilik birliğinin temelini sarsacak şekilde şiddetli bir geçimsizlik aramıştır. Geçimsizliğin şiddetli olup olmadığı, evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığı hususu, her somut olayda hakim tarafından takdir edilecektir. Bunun takdiri yapılırken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından faydalanabilecektir. 

Örneğin eşler evlilik birliğinde birbirine nazik davranmak, kırıcı olmamak ve özellikle hakaret etmemek yükümlülüğü altındadırlar. Eşlerin birbirine hakaret etmeleri, evlilik birliğinin sarsılmasına sebebiyet verecek boşanma sebeplerinden birini oluşturabilmektedir. Yine hakaret gibi tehdit etmek de evlilik birliğini temelden sarsan bir boşanma nedeniyken çocuklarını hangi okula gönderecekleri veya nerede ev alacakları hususunda anlaşamayan eşlerin evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı kabul edilemez. 

Meydana gelen geçimsizlik veya anlaşmazlığın ciddi olup olmadığının tespitinde, bu durumun eşler arasındaki ilişkiyi evlilikten beklenen amacı gerçekleştiremeyecek derecede sarsmış olup olmadığına bakmak gerekir. Yani eşler arasında bu evliliği sürdürme konusunda ruh ve istek kalmamışsa, aralarındaki anlaşmazlık onlardaki bu ruhu ve bilinci söndürmüşse, evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğu sonucuna varmak gerekir. Örneğin eşler, evlenmek birlikte evli bir eşin sahip olduğu birlik yükümlülüklerine tabi olur.

AİLE OLMANIN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

 Aile olmanın getirdiği birçok yükümlülük vardır. Bu bağlamda, çalışıp evin geçim giderlerini sağlamak, çocuklarla ilgilenmek, evin sorunları ile ilgilenmek, eş ve çocukların hastalıklarında onların yanında olmak, onların sorunları ile ilgilenmek en temel birliktelik görevleri arasındadır. Bu görevlerin ihmali, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebebiyet verecek boyuta ulaştığından boşanma nedeni oluşturur. Eşler evlenmekle beraber, birlikte yaşama yükümlülüğü altına girerler. 

Ayrı yaşamak, evliliğin bünyesine terstir ve ayrı yaşamak veya birlikte yaşamaktan kaçınmak da evlilik birliğini temelinden sarsacak önemli bir geçimsizlik sebebidir. Eşler evlenmek birlikte duygusal ve cinsel yönden de eşlerinin yanında yer alırlar. Evlendikten sonra, ne geçmiş dönem yaşantılarına dair ne de ileriye dönük yaşantılarında karşı cinsle evlilik birliğini zedeleyecek bir ilişkiyi serdetmek evlilik birliğine zarar verecektir. Örneğin erkeğin gece geç saatlere kadar başka kadınlarla eğlence mekanlarına gitmesi, eski nişanlısıyla görüşmeler yapması gibi eylemler güven sarsıcı niteliktedir. 

Eşler birbirine güven duymak ve gözleri arkada kalmayacak şekilde huzurlu yaşamak hakkına sahiptir. Diğer eş bunu zedeleyecek ve eşinde kuşku uyandıracak güven sarsıcı eylemlerden kaçınmalıdır. Aksine davranış güven duygusunu sarsar ve bu durum, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olabilir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması konusuna mali yönden bakıldığında ise eşler, mali durumuna göre hareket etmek zorunda olup, diğer aile bireylerini mali yönden zora sokacak eylemlerden kaçınmalıdırlar. 

Örneğin sürekli borçlanmak, mali durumunu aşar şekilde harcamalar yapmak bu kapsamdadır. Türk Medeni Kanunu kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmanın gerçekleşebilmesi için, “ortak hayatın sürdürülmesinin eşlerden beklenemez olunması” gerekir. Bu koşul, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davasının “nisbi boşanma sebebi” olmasının bir sonucudur. Bunun sonucu olarak, yukarıda örneklediğimiz olaylar evlilik birliğini değişik derecelerde sarssa da bu sarsıntının sonucunda ortak hayatın sürdürülmesinin eşlerden beklenemeyecek boyutta olması zorunludur. 

Her olumsuz olay az veya çok bir evliliğe zarar verebilir. Bu olumsuz olayın niteliği veya şiddeti değiştiğinde, söz konusu zarar, yani evlilik birliğinin sarsılması şiddeti de doğru orantılı olarak değişir. Örneğin bir eşin diğerine bir iki defa hakaret etmesi evlilik birliğinde hasara neden olur. Ancak bu durum, diğer eş için ortak hayatın sürdürülmesi için sorun yapılmayabilir. 

Bu husus, eşlerin gelmiş oldukları ve bulundukları sosyal çevreye, mizaç yapısına, çocuklarının olup olmamasına, eşlerin o dönemki sosyo-ekonomik durumlarına göre değişebilir. Örneğin maruz kaldığı eylem nedeniyle evliliği sürdürmesi düşünülmeyecek olan eş, sırf çocukları zarar görmesin diye buna katlanma ihtiyacı hissedebilir. 

Yine bunun gibi, bir eş sıradan bir hakaret ifadesine aldırış bile etmezken; bir başka eş bunu geri dönülemez bir boşanma sebebi olarak görebilir. Bir eş diğerinin sürekli eve geç gelmesini veya alkol kullanmasını sorun etmeyebilirken; bir başka eş için bu durum ortak hayatın çekilmez hale gelme sebebi olabilir. İşte tüm bu değişkenler, somut olaya göre farklılıklar arzettiğinden, ortak hayatın sürdürülmesinin diğer eş tarafından beklenip beklenmeyeceği ayrıca değerlendirilerek karar verilir.

Yazarın Diğer Yazıları