Umuda Yürüyüş - Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Umuda Yürüyüş


Sözüme Şeyh Sadi’nin bir sözüyle girmek istiyorum;
“En korkulu anlarda bile, ümidini kırma,
Unutma ki iliklerin en lezzetlisi en sert kemikte bulunur!”
Yaşıyorum, “o halde varım!” diyeceksiniz!
Ye’is sözlükte, “umutsuzluktan doğan karamsarlık, umutsuzluk, üzüntü”
Şems-i Tebrizi, 13. yy’de; sanki asrımıza/ asrımız insanına sesleniyor;
“Kalk, silkelen, kendine gel. Umutsuzluğa sarılma.
Umutsuzluk şeytandandır. Ümit vermek Allah’tandır”
Umutsuzluk, batının bu millet evladına taktığı kelepçedir!
O zincirleri de kıralım!
Akif şiirinde, bu millete seslenecektir;
“Korkma Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz;
Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz!”
Hz. Ömer, “Bir şeyden ümitsiz olan, ondan uzak olur!”
Hayatımız boyunca, ‘ümit var olacağız!’
 Akif’i dinlemeye devam edelim;
“Feryad ile kurtulması me’mûl ise haykır!
Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!
‘İş bitti… Sebâtın sonu yoktur!’ deme, yılma
Ey millet-i merhûme, sakın ye’se kapılma.”
Usta kalem Sezai Karakoç bu milleti uyanmaya davet eder;
“Umutsuzluk yok. Gün gelir; gül de açar, bülbül de öter.”
Umut,  ‘hayattır’  Umutsuzluk,  ‘ölümdür’
Theoktritos ne güzel söylüyorlar;
“Yaşayanlar için umut her zaman vardır.
Umutsuzluk, ölüler içindir.”
İnancımız,  ‘durma, çalış’ diyor…
Tıpkı,  “rızık arayışı için kanat çırpan kuşlar misali!”
Bakara Suresi 155. Ayette şöyle buyrulur;
“Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan,
Ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz, sabredenleri müjdele!”
Hayat imtihandır… Bazen sıkıntılar üzerimize gelir!
Sabrı boğazlayacakmış gibi olur!
İmtihanımızda,   ‘korku da, açlık da, sıkıntılar da’ olabilir!
Burada,  metanet gösterenler,  ‘sabredenler’ kazanıyorlar!
Hayat hiçbir zaman,  ‘çekilmez’ mantığıyla düşünülmemelidir;
Güzel görmek, güzel düşünmek; ‘hayatı da güzelleştirir’
Hz. Mevlana, “kahverengi dallardan pembe çiçekler açtığına göre,
Ümitsizliğe gerek yok!”
Ümitsizlik,  ‘şeytanın / nefsin beslediği; vesvesenin adı…’
Allah bizleri,  ‘her türlü çirkeften ve vesveseden korusun’
İç ve dış dünyamıza, ‘sükûnet versin’
Umutsuzluk,  ‘asık surat’ olarak tarif edilebilir!
Umut, o kadar güçlü bir moral gücüdür ki,
“Umut, en çaresiz olduğunuz anlarda bile
Neşeli olabilme gücü verir insana!”
Hayatı, büyük idealleri, ‘umutla yaşayacaksınız’
“niyet hayır, akıbet hayır!”
Bu söz de, bu ifadelerde; ‘hayatın kendisi’ okunur!
Bu ifadeler,  ‘insana yaşama gücü/ veya zevki verir’
Hicr Suresi 55 ayette, 
“Dediler ki: ‘Seni gerçekle müjdeledik;
Öyleyse umut kesenlerden olma!”
İsra Suresi 83. Ayette de, 
“insana bir nimet verdiğimizde sırt çevirir ve yan çizer:
Ona bir şer dokunduğu zaman da umutsuzluğa düşer”
Umut,  ‘insanı hayata bağlar’
Umut, ‘insanın erdemli işler yapmasına psikolojik moraldir’
İnsanı,  ‘yaşatan ve hayata bağlayan’ umuttur…
Bir büyük zat ne diyorlar;
“Yeis, en dehşetli bir hastalıktır ki, âlem-i İslam’ın kalbine girmiş.”
Bediüzzaman da şöyle der;
“insanları canlandıran emeldir, öldüren yeistir!”
Ne diyorlar?
“Umutsuzluk yok, dua var.
Acele etmek yok, sabretmek var.
İmkânsız diye bir şey yok, çünkü Allah var.”
Kendimizi, ‘başarıya…’ hazırlayacağız!
Şöyle kendi iç dünyamıza dönelim;
“İnsanın kalbinden daha büyük bir çöl,
Daha büyük bir göl var mı?
Ah işte ah. Yangın da orda yağmur da…”
Sizler neleri talep ederseniz,  ona ulaşırsınız!
Niyetler, dilekler ve aminler; birleşen bir doğru olsun…
Cüneyt Kahraman bakınız ne diyorlar?
“umutsuzluk ve karamsarlık bugün düşmandan,
Daha çok düşmandır bizlere…”
Büyük Sahabe Hz. Ali şöyle der;
“Allah’ın rahmetinden ümitsiz olmak,
Günahkâr olmaktan daha tehlikelidir”
Hadis, “Rızkın için üzülme! Takdir edilen rızkın seni bulur”
Ayet, “Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret,
Ve kudret sahibi olan ancak Allah’tır.”  (Zariyat, 58)
Ye’is/ ümitsizlik zincirlerini kıracağız…
Şems-i Tebrizi, 13. yy’de; sanki asrımıza/ asrımız insanına sesleniyor;
“Kalk, silkelen, kendine gel. Umutsuzluğa sarılma.
Umutsuzluk şeytandandır. Ümit vermek Allah’tandır”
Umuda ne zaman yürüyüş başlar; “kalplere güven doğunca!”
Hölder, “tehlike büyüdükçe, ümit de büyür!”
İnsanları hayata bağlayan, ‘inancı, morali, emelidir’
Öldüren, sinsi bir hastalık olarak bilinen, “Ümitsizliktir!” 
Acıların, sıkıntıların, sarsıntıların merhemi, “UMUT’TUR…”
Bizler, ‘umulmayanı…’ umutla buluruz!
Eflatun, “Bütün yıldızlar sönse ve her şey kararsa;
İnsanın ruhunda tek bir yıldız parlamaya devam eder.
Bu, ÜMİT YILDIZIDIR!
İnancım, ‘zor günler geçecek’
Tıpkı, baharın içimize sinen sıcaklığı misali…

bedrettin@elazighakimiyethaber.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Ekm

Diriliş Bilirim

22Ekm

İZ BIRAKANLAR

21Ekm

BİR NESİLDİ ONLAR!

20Ekm

Miskin Ve Atalet Kavramı

19Ekm

Neleri, Nasıl Yeneceğiz?