Şehirli Olmak


Kur’an da, “şehirle ilgili 52 ayet bulunuyor!”
Bizlerden önce nice kavimler gelip geçmişler, 
Nice büyük medeniyetle kurmuşlar!
Beled Suresi 1-2 ayet, “An dolsun bu beled’e (Mekke’ye)
Ki sen bu belde de oturmaktasın!”
Tin Suresi 3 ayet “Ve bu güvenli beldeye andolsun ki” 
En’am Suresi 92 ayette de şöyle buyrulur;
“Bu kitap (Kur’an), kendinden önceki kitapları tasdik eden,
Şehirler anası (Mekke) halkını ve çevresindeki bütün insanlığı uyarman için
İndirdiğimiz mübarek bir kitaptır.”
A’raf Suresi 58 ayette şöyle buyrulur;
“Güzel memleketin bitkisi, Rabbinin izniyle çıkar;
Kötü olandan işe yararsız bitkiden başka bir şey çıkmaz.
İşte biz, şükreden bir toplum için ayetleri böyle açıklarız.”
Temelleri takva üzerinde,  ihlasla yükselen mekânlar…
O mekânlara manevi havayı katan, ‘erdemli insanlardır’
Şehir bizim kültürümüzde, ‘atalardan miras kalan zihniyettir’
Fatih Sultan Mehmet, “Bir şehir kurmanın olmazsa olmaz üç yapısı vardır;
Kitaplık, kanalizasyon, hamam…”
Allah Resulü (sav) (Medine’de) dolaşırken yüksekçe bir bina gördü ve şöyle buyurdu;
“Mutlaka gerekli olan binalar dışında, yapılan her bina, sahibi için bir vebaldir.”
İnsanda olduğu gibi, ‘mekânlarda da tevazuu olacak…’ 
İnsanı cennetten çıkaran kibir! Mekânlarda da, ‘kibirden kaçacağız!’
Toprağa ne kadar yakın olursanız, “bir o kadar da selamette olursunuz!”
İbrahim Tenekeci, “şehir hayatı, bizi sadece topraktan değil, aslımızdan da uzaklaştırıyor!”
Burada ilk akla gelen nedir, “şehir ve kimlik…”
Eski bir Türk Şehrine gittiniz mi?
Orada nelere şehadet edersiniz?
“Kale, Sur, Han, Hamam,  Yol, Köprü, Türbe, Mescit, Cami, Çeşme,
Çarşı (Bedesten), Kapalı Çarşı, Saat Kulesi, 
Tarihi Konaklar, Evler, Okullar, Kütüphaneler, Medreseler…”
Bizim mimarimizde, ‘zevk, estetik, incelik, sadelik, zarafet…
Her birinin toplamı, “Vakar…” 
Bizleri perişan eden nedir, ‘yabancılaşma…’
Kendi kültür dokumuzdan uzaklaşma…
Sait Faik Abasıyanık, “bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu!”
Bir şehirde, “Sıla-ı Rahim…” yapılmadı mı?
En yakınımızdan komşumuzdan uzağımıza; ‘acılar, sevinçler…’ paylaşılmadı mı?
‘selamlaşma adabı…’ kesildiği vakit!
Sait Faik’in dediği gibi, ‘şehir insanıyla da mekânlarıyla da yabancılaşır’
Sadece o kadarla mı, ‘kalabalıklaşır…’
Bir şehri, ‘sosyal hayattan…’ kopardığınız zaman ne olur?
“Yaşadığınız şehir, yaşadığınız anlamına gelmez…”
Şehir Sözlükte, “Nüfusunun çoğu ticaret, sanayi, hizmet
Veya yönetimle ilgili işlerle uğraşan, 
Genellikle tarımsal etkinliklerin olmadığı yerleşim alanı!”
‘Kent’ kavramı bizlere aittir; “Semerkant, Taşkent…” 
Bizim kültürümüzde Şehir, “Medeniyettir…”
Şehir, bir nehir yatağı misali, ‘her alanda ve anlamda zenginlik’
Edebi zenginlik, fikri zenginlik, estetik, güzellik, sanat, musiki, vesaire…
Sanat ve Edebiyatı, “ilim muhiti besler!”
Buhara için bizler, “Hadis Şehri…” diyoruz!
Kaşgar için bizler, “Divan Şehri…” diyoruz!
Harput için bizler,  “Vuslat Şehri…” diyoruz!
Bizim, ‘Kültür Tarihimiz…’ incelendiğinde ilk akla gelen de,
“İlim ve Edebi muhitlerdir…”
Hayatı yaşanabilir yapan nedir, ‘kendi ortamıdır…’
Şehir, ‘ruhaniyeti zengin tebessüm eden iklimiyle’ sizleri cezbeder!
Günümüzde sıklıkla söylenen bir söz vardır,
“Gece yorgun, şehir yorgun, ben yorgun; 
Gelme hayat yeter artık üstüme!”
İnsanı, şehri, şehrin gecelerini yorgun düşüren sebepler!
Bertrand Russell, “Modern şehir halkının çektiği can sıkıntısı;
Doğadan uzak kalışından kaynaklanır!”
Şehir dendi mi günümüzde; ‘kalabalıklar’ ilk akla gelendir!
Doğayı katleden ‘beton yığınları…’
Şehir, ‘heyecanların bittiği/ veya tükendiği’ kalabalıklar mı?
Hayır! Hiçbir zaman… “Şehir ve Kimlik!” bir bütündür!
Sosyal hayata, ‘aktivite…’ kazandırmalıyız!
Gencinden ihtiyarına, ‘katılımcı bir ruha…’ sahip olmalıdır!
Düşünelim, “Malazgirt Zaferinden 14 yıl sonra fethedilir, Harput!”
Harput’u kaderine ne zaman bırakmışız?
Vali Mehmet Reşit Paşa Zamanında…
Bu Vali zamanında, 1834 Tarihinde Şehri Mezire’ye taşıyacaktır!
Tarihin efsane şehri Harput, kendi kaderine terk edilecek!
2000’li yıllardan sonra aklımız başımıza gelecektir!
Harput’un Fethinin, 936. Yıldönümündeyiz…
Bir zamanların, ‘ilim ve irfan yuvası Harput…’ 
“Beni Hatırla!”  tarihi, kültürü, kimliği ben de yaşa diyor. 
İmam Şafii, “Tarih okumak zekâyı geliştirir!”
Tarihimizle buluşmak/ dünü halde yaşamaktır!
O şuuru / o zevki/ heyecanı kazanmak için Haydi Elazığ…

bedrettin@elazighakimiyethaber.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Nis

Oruç Seslenir...

12Nis
11Nis

Merhaba Şehri Ramazan Merhaba…

09Nis

Sevgide Neler Var

08Nis

Şuur Kavramı