ARKADAŞINI SOR…


Sıklıkla sorulur, ‘falancayı nasıl bilirsin?’

El-Cevap, “Kişi, arkadaşının yolu üzerinedir”

Allah Resulü (sav) buyuruyorlar;

“Kişi dostunun dini üzeredir.

Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin!”

Yola/ yolculuğa çıkmadan önce ne diyoruz;

“Önce refik, sonra tarik!”

Ecdat/ atalar ne diyorlar;

“Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim!”

Siyasette de, İş hayatında da, Sivil Toplum Hareketlerinde de;

Başarının kaynağında, ‘Erdemli İnsanlar Topluluğu…’

Ali İmran Suresi 104 ayette ne buyruluyor;

“Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden

 Ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun.

İşte kurtuluşa erenler onlardır”

Her toplumda sözünü dinleyeceğimiz,

“aksaçlılar, bilge kişiler, kâmil insanlar olmalıdır!”

 

Günümüzde artık neye/ nelere dikkat ederiz;

“kimin, kimlerle çalışacağına…”

“kimlerle dost veya yarenlik kuracağına…”

Sohbetlerde kulağınız çınlamıştır;

“falan/ filan kişi iyi de, çevresi…”

Olmadı değil mi? Birbirine tezat/ veya zıt/ çelişkili…

Ne söyleriz, “bir kalp de, iki din olmaz!”

Mevlana, “gerçek dost yanlış yaptığında seni uyaran,

Sonrasında ise koruyan kişidir.

Yaptığın yanlışı herkese duyuran değil!”

“Üç çeşit dost vardır; Gıda gibidir, her gün onu ararsın,

İlaç gibidir, bazen ihtiyaç duyduğunda ararsın;

Hastalık gibidir, o seni arar.”

 

Bir yerde, ‘vefa/ veya fedakârlık yoksa hakiki dostluk da yoktur’

Şan, makam, şöhret, ikbal arkadaşlığı geçicidir!

Gönülden kopan fırtınalar, ‘farklıdır…’

Nisa Suresi 69 ayette şöyle buyrulur;

“Allah’a ve Peygambere itaat edenler, işte bunlar,

Allah’ın kendilerine nimet verdiği,

Peygamberlerle, Sıddıklarla, şehitlerle ve iyi kimselerle beraberdirler.

Bunlar ne güzel birer arkadaş!”

Dürüstlük, doğruluk, sadakat, güvenilir olmak…

Ziya Paşa’nın halk arasında yaygın olan mısraları;

“İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah

Yardımcısıdır doğruların Hazreti Allah”

Çileye tebessüm edebilecek, ‘yürekli insan olabilmek’

Hile kuranların karşısında,  ‘kıyama kalkabilmek’

Ziya Paşa’nın o meşhur mısralarıyla devam edelim

“Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz

Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde”

“Seyretti havâ üzre denir taht-ı Süleyman

Ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde”

Mutlaka, ‘tefekkür’ diyoruz!

Bu toplumun, ‘olmazsa olmazı…’

Tefekkür dünyası zenginleşmeyen toplumlar,

İnanınız ki, ‘zihnen ve fikren fakirdirler…’

Bir yerde, ‘vakıf zihniyetini’ aramaktayım!

Kendilerini idealizme ‘vakfeden, riyadan uzak insanları’

Sağduyuyla, ‘tuzakların savrulduğu hikâyeleri…’

O hikâyeleri yazmak için, “dostlar meclisini ararım!”

İyi arkadaşla, kötü arkadaş arasındaki fark nedir?

“İyi arkadaşla kötü arkadaş misk taşıyan kimse ile

Körük üfleyen kimse gibidir.

Misk taşıyan ya sana onu ikram eder

Yahut sen ondan (misk) satın alırsın

Ya da ondan güzel bir koku duyarsın.

Körük üfüren kimse ise ya elbiseni yakar ya da kötü bir koku duyarsın”

 

 

Bir yerde, ‘vefa/ veya fedakârlık yoksa hakiki dostluk da yoktur’

Şan, makam, şöhret, ikbal arkadaşlığı geçicidir!

Nerede olursak olalım,  ‘hakiki dostluğu/ arkadaşlığı’ yaşatalım!

Sevgi ve iman kavramları birbirine o kadar kaynaşmıştır ki,

Yüreğimizden, ‘sevgiyi…’ eksik etmeyelim!

Dostluğa, arkadaşlığa ve  ‘sevgiye’ merhaba diyelim.

Hayatı, ‘güzelleştirelim’

İlim, Ahlak, Adalet, Moral; ‘hayatımızın iksiri…’

Arkadaşsız bir şehir,  bir diyar; ‘gönlünüzde gurbete benzer’

“Gurbet o kadar acı ki, ne varsa içinde!”

Arkadaş, ‘yağmur tanelerinin düştüğü toprağın kokusu gibidir…’

 

 

 

 

 

 

 

 

bedrettin@elazighakimiyethaber.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
28Şub

Değişim Beklemek!

26Şub

Yakın Tarihimizin Kara Lekeleri!

25Şub

Yazılı Basın Nereye

24Şub

Sorarım Kimin Aklı

23Şub

Besmelesiz Hayat!