AKİF'İ RAHMETLE ANIYORUZ… - Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

AKİF'İ RAHMETLE ANIYORUZ…


27 Aralık tarihi… Bu tarih, hafızalarımıza neleri getirecektir…
İstiklal Marşı Şairimiz Akif’in Hakk’a yürüyüşü (27 Aralık 1936)
Ömer Hayyam, “Tarih, kâinatın vicdanıdır!” der.
O vicdanın, 21 asırdaki en yürekli sesi; “Akif’tir…”
İmam-ı Şafii, “Kendini hak ile meşgul etmezsen, batıl seni işgal eder!”
Akif, zihnen, aklen, fikren böyle bir ruha sahiptir…
27 Aralık tarihi, Mustafa Kemal Paşa’nın,
“Heyeti Temsiliye Üyeleriyle birlikte Sivas’tan Ankara’ya gelişi…”
En sevdiğim kavramlar, ‘İrade-i Milliye’ ve ‘Hâkimiyet-i Milliye’
Milli Şuurda, bu milletin ‘hamiyetli duruşunu…’ okursunuz!
2021 Yılı,  TBMM’de, “İstiklal Marşı Yılı…” olarak kabul edildi!
İstiklal Marşı’nın kabulünün, “100. Yılındayız!”
Birinci Meclis’te, “12 Mart 1921 Tarihinde İstiklal Marşının Kabul Tarihi…”
Güzel Şehrimiz Elazığ’da, “19. Uluslararası Hazar Şiir Akşamları (22-25 Eylül 2011)
Mehmet Akif Ersoy’un anısına Şehadet Temasıyla düzenlenecekti!”
Akif’i anlatmak, ‘bir dönemi…’ ruhaniyetiyle yaşamaktır.
Akif, bu milletin, ‘Rol Model İnsanıdır’
Doğruluk adına bir abide dik deseler, Akif’i gösteririm…
Kalemi ile kelamı birdir O’nun!
“Dilinin söylediğini, kalbinin tasdik ettiği bir şahsiyet”
Tıpkı Yunus gibi, “Onda bütün eğrilikler yasak” 

İlahi birçok şairimiz vardır, edibimiz vardır; Tarihle, zamanla örtüşen yönleri vardır!
İşte, Necip Fazıl Kısakürek, “26 Mayıs’ta, eskilerin deyimiyle gül ayında ”dünyaya gelirler…
Vefat, Hakk’a yürüyüş tarihi, “25 Mayıs” tır… Bu bir tevafuktur…
O bir hürriyet kahramanıdır! İdealinin tutsağıdır…
Sadece, Hakk’a gönül vermiştir.
Büyük Doğu Dergisi, yayın hayatı boyunca, 16 defa kapatılır…
Üstad ’ın, öyle zaman olur ki, ‘eserleri toplatılır’ basımı yasaklanır!        
Arif Nihat Asya… Bayrak Şairimiz!
“5 Ocak tarihi…” Bir tılsımdır… Manevi bir şifre gibi durur!
Adana’nın, ‘kurtuluş Tarihi’ 5 Ocak tarihidir…
Arif Nihat Asya’nın, “Bayrak Şiirini Yazdığı” gün, 5 Ocak’tır!
Bu şiiri, Adana’nın ‘kurtuluş gününde’ okumuşlardır…
Ve güzel yüzlü şairin Hakk’a yürüdüğü gün de, 5 Ocak Tarihidir!
          
Ve Akif… O yürekli bahadır…
Kahraman insan, Aralık ayına vurgundur sanki!
Doğduğu tarih, 20 Aralık 1873…
Ölüm tarihi, 27 Aralık 1936…
63 yaşında vefat etmişlerdir!
Hatırlarsınız, 2011 yılını Akif yılı yapmıştık…
O yıl içerisinde, milletçe hatıralarını paylaştık…
O güzel insanı kendimize, ‘model almanın’ andını içtik!
Akif, haysiyetli duruşun örnek alınacak şahsiyet kumaşıdır.
O iliklerine kadar bu milletin iman ve İslam atlası üzerinde,
 Tek söz sahibi olmasının arzusu ile yanmıştır.
İslam’a ve onun aziz bildiği değerlere dil uzatılmasına asla müsaade etmezdi.
Bu gibi tavırlara, hiç mi hiç müsamahası yoktu.
Akif’i, usta kalemlerin tefekkür dünyasında dinlemeliyiz.
Cemil Meriç! Usta bir kalemdir.
Bu usta kalem Akif’i anlatırken, Çanakkale tabyaları gözümün önüne geldi.
Bir milletin akla ve mantığa hapsedemeyeceğiniz direnişi!
“Emperyalizm hiçbir zaman Akif kadar müthiş bir düşman tanımamıştır.
Akif hem bir ülkenin sesidir, hem de bütün bir kıtanın...
Bu çığlığa kulaklarımızı ve gönlümüzü açık bulundurmazsak hatalarımızın sonu gelmez.”
Akif’in şahsiyetindeki çizgileri lütfen aklımız alabilirse,
Sadece okumayalım, onu hayatımızın parçası olarak benimseyelim.
Akif’te, söz namustur. Bir defa söz verdimi; kar, tipi, fırtına dinlemez!
Çanakkale, bir milletin tarihe verdiği söz değil miydi?
Tarih, hata kabul etmezdi...
İnsaf dinlemeyene, merhamet etmeyene; dilenmek haramdır! Boyun eğmek yakışmaz!
 Akif, tam ve olgun bir mümin gözü ile hadiselere çıplak ve net görüntü getirebilmiştir.
Çanakkale, asırlara ders olacak idrakleri uyanık tutan bir vesikadır.
Akif, o vesikayı asrımızın lisanı ile soluklayan mümtaz şahsiyettir.
O sebepledir ki, batının dilini Akif’in nazarı ile daha iyi anlıyoruz!
Batı, Türk ve İslam Âlemini değişik senaryolarla ürettiği virüslerle sürekli, 
İnfial halinde tutmanın yanında psikolojik abluka altına alarak;
Milli ve manevi değerlerini alay konusu yapıyordu.
Akif, batı dünyasının haçlı yüzüne gerekli şamarı,
 Yeri ve zamanında milletçe ortak dilin kullanılarak vurulmasını bir iman gereği olarak görmüştür.
Necmettin Hacıeminoğlu, gönüllerde yaşayan Akif’ için şunları söyler;
“Okunmak için değil, anlaşılmak için yazıyordu.
Aslında şiir yazmıyordu. Türk aydınına tokat atıyor, sille vuruyordu.
Fakat ne kadar acıdır ki, kendisi de gayretlerinin boşuna olduğunun farkındaydı.
Bu hicran içinde;
“Haykır, kime lakin hani sahipleri yurdun?
 Ellerdi yatanlar sağa baktım, sola baktım!

 Ey koca şark, ey ezeli meskenet
 Sen de kalkınmaya bir yol niyet et!
 Korkuyorum Garb’ın elinden yarın,
Kalmayacak çekmediğin mel’anet!”
Akif, Çanakkale’deki tuzağa sivil hayatta yarın düşmemenin yolunu, yordamını söylüyor;
“Sen de, kalkınmaya bir yol niyet et!.”
Üstat N.F. Kısakürek, “Akif’in harp arabasını iki at çeker;
Biri iman ve İslam savaşçısı, öbürü şair... Esas olan birincisi…”
Türk’ü Çanakkale’de mücehhez kılan sebep…
“Anadolu, köylüsü ile kentlisi ile Çanakkale’dir. 
Aydını ile Avamı ile öz yurdunu savunmadadır.
Bir nesil, kendisini hürriyet için feda etmektedir.
Dualar, âminler, yakarışlar ve haykırışlar aynı nağmededir.”
Süleyman Nazif, Akif’in iç dünyasından fışkıran asil düşüncenin mahsulü Asımdan bahseder;
“Asım, bir ızdırap içinde kıvrana kıvrana can veren altı yüz senelik bir devrin,
Akif’in dehasının yarattığı bir kuğu şarkısıdır..”
Akif için dört şey çamur kadar pisti; “Cimrilik; ikbal şımarıklığı; kibir; birde maddi pislik”
Dikkat ediniz, her birinde asrın rahatsızlığı vardır.
Mesele, sızlanma veya yakınma değil; hayatı güzelleştirmek!.
Erol Güngör; “Türk milliyetçileri bir yandan kendi kültür ve medeniyetlerinin şuuruna
Daha çok vardıkça, bir yandan İslam dünyasının meselelerini geniş çapta kavradıkça,
 Akif’e kendi aralarında daha büyük bir yer vereceklerdir. “
Akif, bir görev adamıdır. Onun iltifat ettiği ilkeler vardır.
Hayatının hiçbir noktasında sunilik yoktur.
 Onun özlemi vardır. Mehmet Kaplan Hoca; “Asım, Akif’in özlediği insan tipidir.
Fikret’in Haluk’u, Fikret’in ideal insan tipi;
Kızılelma’daki Ay Hanım Ziya Gökalp’ın özlediği Hanım Tipi.
Akif, geleceği düşünür. Yeni bir nesil yetiştirmek lazımdır.
Asım’ a bu kurtuluşu temin edecek neslin sembolü olarak bakar.
Fiziki ve fikri yapısıyla Asım, ‘marifet ve fazilet’ le donatılmış olarak,
Türkiye’nin geleceğini kurtaracaktır.”
Akif’te, bir milletin var olma kavgası vardır...
Çanakkale, o kavganın mahşer yeridir!
Bütün ‘şer ittifakların sökülüp atıldığı’ manevi tahkimat alanıdır.
Akif, bütün ruhuyla sadece o güne değil; geleceğe yönelik sözleri kristal haline getirebilmiştir.
Velhasıl Akif’in şahsında, bu milletin hafızasını daha rahat okumaya başladım.
Hele Çanakkale destanı. Ve ebediyete kadar yaşayacak olan İstiklal Marşımız!
Akif’te, bu millet kıyama kalkmıştır!
Kıyamete kadar, bedbahtlığı kendi nefsinden söküp atmıştır.
Bir dörtlüğümüzde şöyle diyoruz;
“Tarih okudum, maziyi öğrendim
Ecdadın bilge sözlerini gördüm
Dersler çıkardım, dünden bugünlere;
İdeali, geleceği gördüm…”


 

bedrettin@elazighakimiyethaber.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
28Kas

İğneden İpliğe Zam

26Kas

Musiki Cemiyetinin 50. Yılı…

25Kas

Öğretmenler Gününe

23Kas
22Kas

Okul Olur