18 Mayıs 1944 Baharın Üstüne Düşen Don!


18 Mayıs 1944 tarihi öyle içli bir yara ki,
Üzerinden 77 yıl geçmesine rağmen. ‘yara kapanmadı’
Nasıl kapansın ki, 18 Mayıs 1944 tarihi gün doğumundan önce;
Kırım’da, “25 bin 561 evin kapılarında…” Kızıl zorbalar,
“tüfeklerinin ucuyla uykudan 423 bin Kırım Türk’ü…”
“15 dakika içerisinde hiçbir şey almadan…”
“Kadın, çocuk, yaşlılar acımasızca evlerinden alınırlar…”
“5 farklı tren istasyonuna…” götürülürler!
Buradan, “büyük hayvan vagonlarına…” bindirilirler!
Tarihin en acımasız, insafsız, merhametsiz 22 gün sürecek sürgünü…
“Vagonlar… Açlık… Hastalık… Ölümler…
“İmamsız… Cemaatsiz… Mezarsız…” vagonlardan atılan cenazeler!
Kırım Tatar Türklerinin Öz vatanlarından  “SÜRGÜNÜ!”
Stalin’in Kırım’da gerçekleştirdiği, “SOYKIRIM!”
Stalin kimdir derseniz, “Firavunu, Nemrut’u, Ebu Cehil’i…”
Stalin, 1936-1938 yıllarında, ülke genelinde ‘aydınları infaz edecektir!’ 
Kırım Tatar aydınları da, 17 Nisan 1938 tarihinde;
Kırım Akmescit cezaevinde kurşuna dizilerek infaz edilecekler…
Kırım Türk’üne, “bir döşek, bir yorgan, bir yastığı çok gören kızıl rejim…”
Aş dedikleri, ‘toprakla karışık bulamaç…’ 
Kıyamete kadar ‘kıyamda durmak’ ne demektir?
Çığlık öyle bir çığlık ki, 
O çığlığa ne can dayanır, ne de canlar!
Allah Resulü (sav.) buyuruyorlar;
“Mü’minlerin derdiyle dertlenmeyen bizden değildir.”

Hiç empati (duygudaşlık? yaptınız mı?
Kendinizi bir Kırım Tatar kardeşinizin yerine koydunuz mu?
Kırım Tatar Türk’ünde ait atasözleri/ ecdat nasihatlarından;
“El atına binen çabuk iner!”
“Fırsatları kaçıran çok sayıklar!”
“Her yara geçer, dil yarası geçmez!”
“İnsan yana yana cehenneme alışır!”
21 asırda, şu coğrafyada; ‘dostumuzu da düşmanımızı da iyi bilelim’
Ecdat ne diyor, “önce refik, sonra tarik!”
Şunu iyi bileceğiz, “dostu az, düşmanı çok olan bir milletiz!”
Bu coğrafya da, ‘stratejik dost’ aramayalım!
Yoksa gün gelir, ‘trajedilerle…’ yüzleşiriz!
***

Stockholm’de 61’ncisi düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışmasını “1944” adlı şarkısıyla Ukrayna’yı temsil eden Kırımlı Tatar sanatçı Jamala (Cemile, Susan Cemiloğlu) kazanmıştır

2016 Yılında, Stockholm’de 61’ncisi düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışmasını
“1944”  adlı eseriyle Ukrayna’yı temsil eden Kırım Tatar sanatçı
Jamala (Cemile, Susan Cemiloğlu) kazanıyordu.
“1944” Şarkısı ve o şarkının sözleri, Türkiye’yi ayağa kaldıracaktı!
O şarkının sözlerinde 70 yılın yürek yangını kokuyordu!
O sözlerde, “Kırım Türklerinin Sürgün Hikâyesi…” 
Jamala (Cemile) “Bir Kırım Tatar Türküydü…”
Şarkının konusu, “Kırım sürgününü yaşayan büyük annesinin hikâyesiydi!”
Her duyduğumuzda/ dinlediğimizde, ‘içimizi acıtan/ kanatan hikâye’
Allah böyle bir hikâyeyi, “Türk Halkına bir daha yazdırmasın!”
“En Güzel Kırım” türküsünün sözleri şöyle;
“Alusta’dan esen yeller yüzüme vurdu
Balalıktan yetiştiğim evde gözyaşım düştü
Ben bu yerde yaşamadım
Yaşlılığıma doyamadım
Vatanima asret boldum
Ey güzel Kırım
Bahçelerin meyvelerin bal ile şerbet
Sularını içe içe doyamadım men
Ben bu yerde yaşamadım
Yaşlılığıma doyamadım
Vatanima asret boldum
Ey güzel Kırım

Yeşil dağlar küldü bana
Geri geldi Tatar sana
Kucağını aç sen bana
Ey güzel Kırım

Ben bu yerde yaşamadım
Yaşlılığıma doyamadım
Vatanima asret boldum
Ey güzel Kırım

Çocuklarımız vatan der, gözyaşın döker
Yaşlılarımız elini açıp dualar eder
Ben bu yerde yaşamadım
Yaşlılığıma doyamadım
Vatanima asret boldum
Ey güzel Kırım”
***
Kırım’da acılı yıllar, “1783 tarihinde Kırım Hanlığı’nın
Rusya tarafından ilhakıyla başlayacaktır…
O yıllardan itibaren Kırım Türk’ü, ‘zorunlu göçe tabi tutulur’ 
Kırım Tatarlarının öz Vatanlarına dönüşleri, 1965 tarihinden itibaren başlar!
Sürgünden dönemeyen Kırım Tatarlarının çoğu Özbekistan’da yerleşmiştir. 
***
Kırım Tatar Türk’ünün acılarını en iyi kaleme alan kimdir?
Şüphesiz ki, bir Kırım Tatar Türk’ü olan, “Cengiz Dağcı’dır! (1919-2011)”
O hüzün kokan eserler; Korkunç Yıllar (1956), Yurdunu Kaybeden Adam (1957),
O Topraklar Bizimdi (1966), Onlar da insandı, Dönüş, Ölüm ve Korku Günleri,
Genç Temuçin, Badem Dalına Asılı Bebekler, Üşüyen Sokak…”
***
Kırım ve Kazan Tatar Türk ve Aydınları arasında Türk Dünyasının yakından bildiği isimler;
“Gaspıralı İsmail, Kazanlı Yusuf Akçora,  Abdullah Tukay, Sadri Maksudi Arsal,
Hamit Zubeyr Koşay, Akdes Nimet Kurat, Reşit Rahmeti Arat…”
Tarih, insanlık âlemini ikaz ederek uyarıyor;
“Aydınıyla birlikte tarihte en fazla soykırıma uğrayan millet…”
Sadece, “18 Mayıs 1944 tarihi…” bir büyük acıyı/ gerçeği haber veriyor.
Onların şehadetleri önünde bir daha saygıyla eğilmek istiyorum
Selam ve Dua İle… Mekanları Cennet-i Ala Olsun (amin)
 

bedrettin@elazighakimiyethaber.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
02Ağs

Bütün Çığlıkların Yurduyum

31Tem

Güzel Bir Niyet!

30Tem
29Tem

Söz Irmağında

28Tem

‘Yalan’ Haber!