Herkesin Elazığ'ı Farklı


Aslında bu yazıyı daha önceden yazmayı planlamıştım, ancak  şehrin ve ülkenin değişen gündemi ve farklı konular, gecikmeye  neden oldu.

Yazının başlığından da anlaşılacağı üzere konumuz Elazığ. Bu güzel kenti daha fazla konuşmaya ve bu kent için daha fazla kafa yormaya ihtiyaç var. 

Geçtiğimiz günlerde ülke genelinde yapılan nüfus sayımı sonuçları bize şunu gösterdi. Elazığ’da nüfus artışı da, doğurganlık oranı da ülke ortalamalarının altında. İç göç hareketlerine bakılacak olursa da Elazığ göç almaktan ziyade göç veren bir il. Kentimizin aldığı göç de genelde çevre illerden ve niteliksiz göç diye tabir edilen cinsten.  

Bu seyir uzun yıllardır böyle devam ediyor. Önceki sayımlarda da Elazığ nüfus hareketleri bakımından ya yerinde sayan ya da göç veren bir kent oldu hep. Peki neden?

Elbette bunun sosyolojik bir açıklaması vardır. Elazığ için daha fazla kafa yormaya başladığımızda, net verilere ulaşabileceğimiz kanısındayım. 

 Ben bu kentte doğdum büyüdüm ve bu kentte yaşıyorum. Sokağını, caddesini, köyünü ve kasabasını iyi bilirim. Kent insanının sosyolojik, ekonomik ve psikolojik boyutunu herkesle konuşabilir, sayfalar dolusu yazabilirim. Zira iyi bir gözlemci olduğuma inanıyorum. 

Anlayamadığım şey şu. Elazığ insan kaynakları ile doğal kaynaklar bakımından birçok ile göre daha zengin. Eğitimli bir kitle, güçlü altyapı olanakları var. Tabiatın Yüce Yaradan eliyle sunduğu nice güzellikler var. 

Barajlar, göller, su kaynakları ve turizm ögeleri, kültür ve tabiat varlıkları imrenilecek düzeyde. Ancak kent ahalisi yeterince mutlu değil, büyüme de istenilen düzeye ulaşamıyor ne yazık ki. Bu hem nüfus büyümesi hem de ekonomik kalkınma anlamında böyle. Bu gerçeği yapılan araştırmalarda sık sık görüyoruz. 

Oysa bu şehirde yarım yüzyılı aşan bir yükseköğrenim altyapısı var. Güçlü bir üniversite ve yetişmiş kalifiye insan topluluğu var. Neden bu şehir için şimdiye kadar ses getirecek bir çalışma yapılmadı ya da yapılamadı? Anlamak zor.

Geçtiğimiz günlerde medya kuruluşlarında bir haber paylaşıldı. Habere göre 431 şehrin bulunduğu en güvenli şehir araştırmasında, dünyanın en güvenli ilk 10 şehri şöyle; Abu Dabi-BAE, Doha- Katar, Taipei- Tayvan, Quebec- Kanada, Zürih- İsviçre, Şarika-BAE, Dubai-BAE, Eskişehir- Türkiye, Münih- Almanya ve Trieste-İtalya.

Yani bizim Eskişehir’imiz dünyada en güvenli 8. şehir. Bozkırın ortasında gondollar yüzdüren Eskişehir. Orta Anadolu’da tarımsal üretim rekorları kıran Eskişehir. Yılda 2 milyondan fazla turisti ağırlayan Eskişehir…

Acaba bizim neyimiz eksik? Sanırım eksiklik bu şehir için yeterince kafa yorup vakit ayırmayışımızda. Oysa Ankara’nın doğusunda mucize bir kent oluşturacak her türlü zenginliğe sahibiz.
Zaman zaman il dışındaki hemşehrilerimizle görüşürüm, genelde Elazığ’a olan hasretlerini belirten bir yaklaşım sergilerler. Harput’ta sabah namazı sonrası çınar altı kahvaltısı, peynirli ekmek ve klarnet sesine olan özlem birçok hemşehrimizin ortak duygusu.

Çoğu nitelikli iş insanı olmasına rağmen şehrimizle ilgileri duygusal bağlardan öteye geçmiyor. Bu insanları Elazığ’a kalıcı yatırımlar yapmaları noktasında gönüllü kılmak gerekiyor. Şehrin ufkunun açılması için güçlü köprülere ihtiyaç var.

Bazı hemşehrilerimiz ise, ki bunların bazıları il dışında bazıları yurt dışında varlıklı insanlar, Elazığ’la neredeyse kopmuş durumdalar. Ayakları bile kesilmiş bu şehirden. Onların birçoğundan edindiğim izlenim ise bu topraklara ‘’temelli’’ bir veda ettikleri yönünde. Hem şehir hem de bu insanlar için ne büyük kayıp.

Yani Elazığ herkesin gözünde ve gönlünde farklı bir boyutta yer alıyor. Her ne kadar durumdan memnun olup Elazığ iyi yerde diyen hemşehrilerimiz kendilerine mikrofon uzatıldığında ‘’Niye babam nolmuş Elazığ’a’’ tarzında yöre ağzıyla gösterilen sempatik tepkiler verseler de bence Elazığ için   daha geniş açıdan bir bakışa ihtiyaç var.

Elbette Elazığ’ın vatansever ve alicenap insanının duygusal sahiplenişi de saygıya değer, ama Elazığ marka şehir olma yolunda adımlarını daha hızlı atmak zorunda.

Bu anlamda bana göre umut veren gelişme,  geçtiğimiz günlerde kamuoyu ile paylaşılan bir anket çalışması. 

‘’ Elazığ’ın Geleceğine Birlikte Karar Verelim’’ başlığını taşıyan bu ankete herkesin özenle katılması ve bildiklerini bu şehirle paylaşması şart. Sayın Valimiz Erkaya YIRIK’ tan bu çalışmanın geniş tabanlı olarak devam ettirilmesini ve geniş kitlelere ulaştırılmasını talep ediyorum.

Ortak akıl, birlikte yönetim ve aidiyet duygusunu güçlendirme adına önemli bir adım bu. Yerel medya kuruluşlarımızda bu çalışma detaylı ve ısrarlı bir şekilde işlenmeli ve yüksek katılım sağlanmalıdır.

Elazığ Belediye Başkanı Sayın Şahin ŞERİFOĞULLARI’nın  gayretleri ve Fırat Üniversitesi Rektörü Sayın Fahrettin GÖKTAŞ’ın ikinci kamu üniversitesine yönelik çalışmaları şehri ileriye taşıma anlamında elbette çok anlamlı. 

Ancak herkesin mutlu olduğu, nüfus artışıyla birlikte nitelikli göç alabilecek bir şehir için ar-ge ve inovasyon çalışmalarına, sosyolojik araştırmalara ihtiyaç var. Bu şehrin insanını, Elazığ’da tutabilmek ortak ödev olmalı. Teknolojik yatırımlara, mühendislik çalışmalarına ve özel sektör yatırımlarına ihtiyaç var. 

Bunu yapabiliriz. Elazığ için daha fazla kafa yormak, şehre daha fazla vakit ayırmak şart. Bu durumda herkesin farklı bir Elazığ’ından ziyade hepimizin  mutlu yaşadığı ve bu şehirde üretip kazanacağı güvenli ve huzurlu bir Elazığ ortaya çıkacaktır.

Beni okuyan, beni dinleyen, sözcüklerimin izini süren herkese teşekkür ediyorum. Bir sonraki yazımda buluşuncaya kadar sevgiyle ve huzurla kalın.
 

ahmetkizilkaya@elazighakimiyethaber.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Fatih Mehmet Çelik | 14 Şubat 2021 18:29

    Sayın Kızılkaya, yazınız çok beğendim. Kaleminize sağlık.

YAZARIN SON 5 YAZISI
09May
05Nis

Ömer Seyfettin Unutulur mu!

21Şub
14Şub

Herkesin Elazığ'ı Farklı

31Oca

Körlük Çağı