Adnan Üstün

Kur'andan Hayata-23 (Ücret İstemeyenlere Uyun, Kur'an Hayattakiler İçindir)

Adnan Üstün

*Kur’an, insanları uyarmak için indirilmiş bir kitaptır. Ancak bu uyarı Kur’ana tabi olan ve görmediği halde Rahman olan Allah’a karşı gelmekten korkan kimseler için fayda sağlar. (Yasin Suresi/6,11)

*Dünya hayatında yaşadıklarınızın yazıldığı bilinciyle hareket edin. Yaptığımız her şey, geride bıraktığımız her iz ve eser kaydedilmektedir. (Yasin Suresi/12)

*İnsanlar rahatsız olsalar bile hakkı söylemekten ve hakikate çağrıdan vazgeçmeyin. Doğrunun-hakikatin dile getirilmesi bazılarını rahatsız eder. Hakkı söyleyen ve hakikate çağıranlar; uğursuz sayılırlar, kovulmakla, taşlanmakla, işkence ile tehdit edilirler... 
(Yasin Suresi/13-19. Ayetler)

* Hayatınız, taşıdığınız ve yaşadığınız imana şahit olsun. Haktan ve haklıdan yana olursanız, siz ölseniz dahi Rabbiniz davanızı ve haklılığınızı âleme duyurur. (Yasin Suresi/20-27. Ayetler)

* Sizden hiçbir ücret-karşılık istemeyenlere uyun. Dinin sırtından geçinenlere, din üzerinden; servet, şöhret, makam ve unvan kazananlara uymayın... 

Dini hayatımızda ve dini meselelerde kime uyalım, sorusunun cevabını Kur'an veriyor: "Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, doğru yolda olan kimseler onlardır." (Yâsîn Suresi, 21. Ayet)

-Peygamberler, din (dini anlatma, öğretme, dini görevler vs.) karşılığında hiçbir ücret almamış ve istememişlerdir.

-Bütün hurafelerin ve din istismarlarının en büyük sebebi ekonomik-ticari beklentiler, yani rant'tır!

-Halkın bilgisizliğinden faydalanıp, geçmişlerine okuyan ve bundan maddi kazanç sağlayan ses sanatçılarına uymayın!

-Din; akademik unvanın, şöhretin, servetin, makam ve mevki sahibi olmanın kaynağı-aracı olmuşsa, o din birileri için sermayeye dönüşmüş demektir!

-Dinin üzerinden nemalananların-faydalananların bu dine verdiği zararı, dine karşı olanlar verememiştir!

-Yaptığı tebliğe, din davetine-sunumuna, okuduğu Kur'ana karşılık hiçbir ücret istemeyen bir Peygamber'e (sav) ümmet olanlar, "din"lerini dünyanın hiçbir menfaatine alet etmemelidir. Buna kimsenin hakkı yoktur.
 
-İslam dini ve Kur’an, kimsenin babasından kalan bir miras olmadığı gibi, üzerinde istediği gibi tasarruf edeceği, rant (kâr ve kazanç) sağlayacağı bir "yol" da değildir.

-Türkiye'de daima iki şey satılır. Biri "Mustafa Kemal", diğeri "dini değerler"... İkisini de "satanların" ve üzerinden rant kazananların şerrinden bu milleti koruyup, Allah'a sığınmak gerekir. Özel seri diye 2019 yılında 2500 TL’ye “Mustafa Kemal” kitabı satanlarla, 130 TL’ye bereket getireceği, Peygamberimizi rüyada göstereceği ve kaza beladan koruyacağı iddia edilen terlik satanlar arasında "bilinç" noktasında hiç fark yoktur. Her iki zihniyette aldatır ve sömürür...

Hatta; değer verdiğini, hizmet ettiğini, sadakat gösterdiğini iddia ederek sömürür, istismar eder... Aslında ikisi de satmaktır. Davasını satmak, inancını satmak... 

*Başınızdan savarak ve cimrilik ederek “Allah versin” demeyin. Allah bize; ihtiyacı olanlara paylaşın, verin derken "Allah'ım sen ver." demek; Allah bize "muhtaca, mağdura yardım edin" derken, üzerimize düşeni yapmayıp "Allah'ım sen yardım et." demek, "müslümanca" bir tavır değildir. (Yasin Suresi/47)

*Hayatta iken kabul ve tasdik edin. Ölüm anı ve sonrasındaki imanın bir faydası olmayacaktır. Bu dünyada inkâr edenler, ahirette gerçeği itiraf edeceklerdir, fakat iş işten geçmiş olacaktır. (Yasin Suresi/48-52)

*Lehinize olacak şahitler tutun. Hesap günü insan susacak, şahitler konuşacaktır. Bu şahitler, en başta kendi uzuv ve organları olacaktır... (Yasin Suresi/65)

*Kur'anı şiir okur gibi okumayın, ninni dinler gibi dinlemeyin. Allah şiir öğretmemiş, Peygamber Efendimiz de şiir niyetine okumamıştır. Kur'an bir nasihat ve hatırlatmadır, hakkı ve gerçeği açıklayan bir hitaptır. (Yasin Suresi/69)

*Kur'ana ölü ve mezarlık kitabı gibi davranmayın. Kur'anı geçmişe havale etmek için değil, hayatınızda yaşamak, geleceğinizi inşa etmek ve planlamak için okuyun. Kur'an; “hayatta olanları, dirileri uyarmak için” gönderilen bir kitaptır. (Yasin Suresi/70)

-Hayat sahiplerini uyarmak için gönderilen bir kitabı, ölüm anına, ölülere ve mezarlığa ait görmek Kur'anın mesajını anlamamak demektir. Hele özellikle de, diriler için indirildiği ifade edilen ayetin içerisinde geçtiği Yasin Suresini "sadece ve özellikle" ölülere-geçmişlere okumak da çok büyük bir çelişkidir...

Bizden önce vefat edenleri elbette hayır ve dua ile yâd ederiz. Kur'andaki dua ayetlerini ve Peygamberimizin tavsiye ettiği duaları geçmişlerimiz için de okuruz. Fakat hayata müdahil olmak ve kendisine inananların dünya hayatını düzenleyerek, iki dünya mutluluğunu kazandıracak olan Kur'anı, hayattan dışlayarak, ayetlerine uymayarak sadece süslü kılıflara ve yüksek duvarlara mahkum edecek bir tavır içerisine girmeyiz-giremeyiz.

-Kur’anın muhatabının diriler yani hayattakiler olduğunu ifade ediyor; “hayatta ve sağ olanlara” Yasin Suresini okuyup, ayetler üzerinde düşünüp sonrasında ise geçmişlerimize dua edebilir, Kur'an'da "dua" içeren, “dua anlamında olan ayetleri” ölülere de okuyabiliriz.

Haşr suresinin 10. ayeti bunlardan biridir. Bakara Suresi’nin 201. ayeti “Rabbena atina” olarak bildiğimiz duayı içermekte olup, İbrahim Suresinin 41. Ayeti de “Rabbenağfirli” duasını içermektedir.

-Ölüye dua etmekle, dua anlamına gelen ayetleri okumakla, Kur'an'dan herhangi bir ayet veya Kur'an'ın tamamını okumak farklı meselelerdir. Bakara suresinin son ayetleri (Amenerrasülü) de ölü ve diri için dua içeriği olan ayetlerdendir.

-Miras paylaşımı, anne babaya iyilik etmek, iftira etmemek, faizle uğraşmamak, ticaret, borçlar hukuku, nafaka, evlilik ve boşanma ile ilgili ayetler, kadınların hayız hali, iddet müddeti ....vs. hatta daha açık yazmak gerekirse cinsel ilişkinin şeklini düzenleyen (kadının çocuk doğurma mahallinden yaklaşılmasını emreden) ayetler diriler ile ilgilidir. Dua anlamı yoktur. Hayata ve hayattakilere okunmalıdır.

Dua anlamını içeren ayetler, ölü diri fark etmez herkese okunabilir. Fakat yukarıda bazı örneklerini ifade etmeye çalıştığımız ayetlerin muhatabı dirilerdir ve hayatın kendisidir. Peygamber efendimizin "uygulaması" da böyledir. Rasülüllah Aleyhisselam her ziyaretinde kabirleri selamlamış onlara dua etmiş ve ziyarette bulunanlara da istiğfar-dua etmelerini tavsiye etmiştir.

*Doğru yoldan sapmış, islama ve Kur’ana sırtını dönmüş ata ve babaların izinden gitmeyin, onları takip etmeyin.(Saffat Suresi/69,70)

*Kitaba, bilgiye ve delile dayanmadan inanmayın. (Saffat Suresi/157)

* Ortaklarınıza haksızlık etmemeye dikkat ediniz. Haksızlık eden biri varsa ve olacaksa da, o kişi siz olmayınız. "…Şübhesiz ortakların birçoğu, birbirlerine gerçekten haksızlık eder; ancak îmân edip sâlih ameller işleyenler müstesnâ! Onlar ise ne kadar azdır!..” (Sad Suresi, 24. Ayet) 

Ortaklık zordur. Ev, iş, sermaye, proje ortaklığı vs. farketmez.
Ortaklığın başarıya ulaşmasını istiyorsanız; ilke, kural ve prensiplerinizi en başta yazınız. "Aramızda lafı mı olur, sonra hallederiz." demeyiniz...

Bugün dost olduklarınızla ortaklık sonrası düşman olmak, en basitinden kırgın olmak istemiyorsanız " kendiniz için istediğinizi, ortağınız için de isteyiniz" ve farklı bir hesap içinde olmayınız.

Suistimal edilmek, aldatılmak istemiyorsanız herşeyi "kurallarınızı" başta belirleyin, kâr-zarar ve masraflarınızı kaydediniz. Ortaklığın bitmesi gerekiyorsa da; birbirinize yüzünüz bakabilecek şekilde, medenice, bir Müslümana yakışır tarzda ayrılınız.

Unutmayınız ki: Dünyanın hiçbir menfaati, kâr ve zararı bir dostu kaybetmek kadar önemli değildir.

* Kur'an, düşünmek ve akıl sahipleri  ibret alsın diye indirilen bir kitaptır. (Sad Suresi/29)

* Servet, mal, makam ve dünya nimetleri kişiyi Allah'tan uzaklaştırmamalıdır. Allah'ı anmaya ve şükre vesile olmalıdır. Allah'ı unutturmadığı müddetçe, dünyalıkların sevgisi kötü değildir. (Sad Suresi/32)

*Allah’ın rızasını elde etmek için makam ve mevki istenebilir. Fakat niçin istenildiği unutulmamalıdır. (Sad Suresi/35)

*Şirkten uzak durun, aracılar edinmeyin. Halis-arı ve duru olan, eklemesiz- çıkarmasız olan, Allah'ın gönderdiği ve Peygamberimizin öğrettiği din, şirki affedilmez bir günah olarak görür ve ibadet ile kullukta her türlü aracılığı reddeder.

"Dikkat edin, hâlis-saf din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. 
Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez." (Zümer Suresi,3. Ayet)

* Kendinizi ve ailenizi hüsrana uğratmayın (Zümer Suresi/15). Asıl hüsran ve zarar, hem kendine hem de sevdiklerine ahirette kaybettirmektir. Orada kaybedecek olduktan sonra dünyada kazansanız ne çıkar…

* Mü'minler peşin hükümlü değildir. Dinlemekten korkmaz, fakat her duyduğuna da inanmazlar. Sözü dinler, sözün en güzeli olan Kur’ana uyarlar.

 "Onlar ki, sözü dinlerler de onun en güzeline uyarlar. İşte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir.” (Zümer Suresi/18)

Hayatta olanları uyarmak için gönderilen Kur’andan, hayatımıza yönelik ilke ve düzenlemelerinden bir kısmını 23. cüz’ü-bölümü esas alarak, Yasin, Saffat, Sad ve Zümer Surelerinden anladıklarımızı ve bazı ayetlerin işaret ettiği hakikatleri ifade etmeye çalıştık. 

Allah-u Teala hepimize Kur’anı anlamayı, yaşamayı ve hesap gününde de Kur’an ahlakına sahip Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Aleyhisselam ile beraber olmayı nasib etsin. Vahyin bereketinden istifade etmek dileğiyle Allah’a emanet olunuz…
 

Yazarın Diğer Yazıları