Kur'an Ayı Ramazan (Kur'an Anlaşılmak İçindir) - Adnan Üstün

Kur'an Ayı Ramazan (Kur'an Anlaşılmak İçindir)


Rahmet ve bağışlanma ayı olan Ramazan’a bizi kavuşturduğu için Rabbimize hamd olsun, alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimize salat ve selam olsun…
“Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır.”  buyurur Rabbimiz Bakara Suresi 185 inci ayetinde. Ramazan, kıymetini adeta içinde indirilen Kur’andan almıştır. Öyle ise bu ayda Kur’an ile daha çok meşgul olmalı, Kur’ana gündemimizde daha çok yer vermeli, kararan kalplerimizi, bunalan gönüllerimizi Kur’an ile ferahlatmaya ve arındırmaya, Kur’anı anlamaya çalışmalıyız…

Allah yarattığı ilk insandan itibaren onu başıboş bırakmamış kendi haline terk etmemiştir.(Kiyame Suresi-75/36) Her toplum için mutlaka bir uyarıcı peygamber göndermiştir.(35/24) Bu gönderilen peygamberler yani uyaranlar da Allah’ın insanlardan ne istediğini onları açıklasın diye, yani anlaşılmak için kendi toplumlarının konuştuğu dil ile gönderilmiştir (14/4). İbrahim suresindeki  "Kendilerine apaçık anlatabilsin diye, her peygamberi kendi milletinin diliyle gönderdik" ayeti  bu gerçeğin apaçık bir ifadesidir. İşte tam burada akla şu soru gelebilir. Kur’an diyor ki her peygamberi kendi toplumunun konuştuğu dil ile gönderdik.

 Bugün bizler farklı dilleri konuşurken inandığımız kitabın Arapça olması onun bizler açısından anlaşılır olmasına engel değil midir? Bu, mantıklı gibi gözüken soruya şöyle cevap verebiliriz; dünyadaki insan nüfusunun çok yoğun olmadığı diğer toplumlarla iletişimin yok denecek kadar az ve son derece sınırlı olduğu herkesin köyünün veya şehrinin adeta dünyanın tamamı gibi görüldüğü zamanlarda bile insanları sahipsiz ve başı boş bırakmayan yaratıcı, peygamberleri -elçileri- içinde yaşadıkları  toplumun ıslahı için göndermiş, Onlar da bu görevlerini yerine getirmiş, dil açısından asla bir anlama problemi olmamıştır. 

 Hazreti Muhammed Aleyhisselam son elçi -peygamber- olduğundan (33/40), O sadece bir şehire veya topluma değil bütün insanlığa görevlendirilmiştir (34/28). Gayet doğaldır ki son peygamber de içinde yaşadığı toplumun dili ile (41/44) yani o toplumun konuştuğu dil olan Arapça ile Kur´an gönderilmistir.

 Fakat bu, gönderilen kitabın sadece Arapça bilenlere veya Araplara hitap ettiği şeklinde anlaşılamayacağı gibi Arapçanın kutsal -mübarek- bir dil olduğu, bu sebeple de Kuran’ın Arapça olduğu şeklinde de anlaşılamaz. Kuran’ın Arapça oluşu onun - ilk muhataplarının Araplar olması sebebiyle- anlaşılmak için gönderildiğinin en büyük delilidir. Allah Kur’an’da bunu meâlen şöyle ifade eder:  "iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık." (43/3, ayrica 20/113). 

Ayrıca bu ayetlerden açıkça anlıyoruz ki son peygamber İngilizlerin içinden gönderilseydi mesaj ingilizce, Almanların içinden gönderilseydi son kitap Almanca, Japonların içinden gönderilseydi Allah'ın mesajı Japonca olacaktı. Kur’an, bu gerçeği bir başka ayetinde şöyle ifade ediyor: "Araplara acemce-yabancı dilde- bir kitap ha! " (41/44).  Bu ayetten anlaşılıyor ki peygamberlerin ve vahyin-ilahi mesajın- ilk muhataplarının bilmediği bir dilde mesajın gönderilmesi haklı olarak onların itirazına sebep olacaktı. Herşeyi bilen yüce yaratıcı bu itirazın önüne geçmek ve mesajın gönderiliş amacı olan uyarma ve uyarılma, anlaşılma amacının gerçekleşmesi için Kuranı, gönderilen peygamberin ve ortaya çıktığı toplumun diliyle yani Arapça göndermiştir.

 İnsanlar anlaşılmak meramını isteğini dile getirmek derdini ifade etmek için iletişime geçerler, konuşurlar. Dünyada aklı başında olan hiç kimse anlaşılmamak için konuşmaz. insanlar  anlaşılmak için konuşurken, bütün varlıkların yaratıcısı olan Allah anlaşılmamak için  konuşur mu? "Manasız sesler çıkaran"  başkaları anlamasın diye veya farklı olsun düşüncesiyle insanların bilmediği türden ifadelerle isteğini anlatmaya çalışan bunda başarılı olabilir mi? Bu soruların cevabı elbette hayır olacaktır. Peki öyleyse Allah insanoğlu ile niçin peygamberler vasıtasıyla konuşmuştur? Bu iletişimin amacı nedir?

Taha Suresi 113 üncü ayete dönersek: "İşte böylece biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar, yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık." Bu ayetten Kur’an’ın amacının insanlara sorumluluk bilinci kazandırmak olduğu ortaya çıkar.

 Kuran’ın amacı bu olmasına rağmen malesef çoğunluk sorumluluk almak için okumak, anlamak yerine sadece onu okumayI yeterli gördüler. Fudayl bin iyad şöyle der: "Kuran amel edinmek-yasanmak- için indirildi fakat insanlar onu okumayı yeterli gördüler."  "İyi de bizler okusak da anlayamayiz, biz kim Kur’an’ı anlamak kim?"  benzeri iddialar ileri sürülecektir. Bu iddiaya ise Kuran Kamer suresinde 4 defa aynı cümleyi ısrarla tekrar ederek şöyle cevap verir: "Yemin olsun Kuranı kolaylaştırdık, yok mu ders alan -ibret alan-."

İnsan, bilmediği konularda güvendiği bir bilene sorar ve hatta doktora giden hasta gibi canını ona emanet eder. Bunu yaparken de son derece dikkat eder; o kimsenin işin ehli olup olmadığını iyice araştırır. Herkesin doktor olması veya onlar kadar sağlık konusunda bilgiye sahip olması imkansızdır. Ancak isteyen için bu imkan sonuna kadar açıktır, herkes doktor olamazsa da hayatını ve sağlığını devam ettirecek kadar bilgiye ve tecrübeye sahip olmalıdır. Kur’an’da böyledir, onu derin bir bilgiye sahip olarak anlamanın yolu herkese açık olduğu bu ise emek ve fedakarlık gerektirdiği gibi, asgari -en az düzeyde- kendine yetecek seviyede  anlamanın da yolu açıktır. 
Peki biz Arapça bilmiyoruz, bize söylenenlerin doğru olduğunu nereden bilelim? denirse ona şöyle cevap veririz: Teknik özelliklerini bilmediğiniz bir cihaz satın alırken aldatılmamak için onu ilk gördüğünüz yerde ve size İlk söylenen fiyata almazsınız, başkalarına da sorup onların da görüşünü aldıktan, aklınızda bir kanaat hakim olduktan sonra en iyi özellikleri olanı en hesaplı şekilde almaya çalışırsınız. Belki bu ticaret örneğini yadırgayanlar olabilir ama Allah Kur’an’da Tevbe suresi 111. ayette ticaret örneğini bize vermektedir. Dini bilgiye sahip olma noktasında da  İslam’ın kaynağı olan Kuran’a ve Kur’an’ın pratik şeklini bize gösteren Peygamberimizin örnekliğine uyup uymadığı konusunda da aynı hassasiyeti göstermeli, gerekli araştırmayı yapmalıyız.

 Kur’an bize bilmiyorsanız bilene sorun der (16/43, 21/7), ya öğrenme yönünde ciddi çaba sarf edecek veya güven veren, hayatı ve sözü birbirine uyanlara güveneceğiz. Bu güvenin de hayal kırıklığına uğramamak için de kimseye aklını ipotek –teslim- etmeyecek, soracak ve sorgulayacaktır. Bu sorgulaması laf olsun diye değil, hakikati  -gerçeği- bulsun diye olacaktır. Zaten Rabbimiz kitabında bizleri insaf ve vicdan terazisi bozulmamış,  gerçeği bulma yönünde emanet edilen  aklı kullanmaya davet etmiş (Yunus Suresi10/100), fakat insanların çoğunun da aklını kullanmadığını  ifade etmiştir(29/63).

 Kur´an akil sahiplerine seslenmistir(14/52). Peygamber  Efendimizin terbiyesinde yetişen ilk nesil sahabiler de Peygamberimize sonsuz bir teslimiyet göstermişler, fakat akıllarının kavramadığı veya akıllarına ters gelen konuları kendisinden sormuşlardır. Bedir Savaşı’nda  ordunun duracağı yerin belirlenmesinde olduğu gibi... Asla “O dedi vardır bir hikmeti” dememişler, Peygamber Efendimiz de "siz kim bana sormak kim, ne dediysem yapın" dememiş, kendilerine durumu açıklamış, onlarda işittik ve itaat ettik demişlerdir.

Yani Bizler bilmiyorsak araştırmalı, sormalı ve sorgulamalıyız ki inancımız sağlam ve kuvvetli olsun, taklit olmaktan çıkıp hayatımıza yön versin. Hayatımıza yön vermek için anlama faaliyetlerini sürdürmeli, özellikle Kuran’ı anlama yönünde her dilden güvenilir kitaplardan faydalanmalı, bu konuda bilenlere ve güvenilir eserlere müracaat etmeli, fakat asla tek cepheden bakmamalı, akla takılan konularda açıklama istemeli ve başkalarıyla kıyas - karşılaştırma- yapmalıdır. Yani “sözü dinlemeli fakat en güzeline uymalıdır”(39/18).

Ramazan ayınızı, Kur'anın  mesajını anlamaya vesile etmek dileğiyle tebrik ediyor, Kur'an ahlakını kuşanarak bayrama ulaşmayı Rabbimizden diliyoruz.
Selam hidayete – doğru yola- uyanlara ve aklını kullananlara olsun...
 

adnanustun23@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • NURAY DURAN | 12 Nisan 2021 17:41

    Allah razı olsun paylaşımların için Rabbimiz cümlemize nasip etsin ibadet ile geçirmeyi inşaAllah selametle kalın Allaha Emanet olun

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Kas
12Kas

Kamuda İsraf

11Kas

Kamuda İsraf

14Ekm
11Ekm