Çocuklarımızı İmam-Hatiplere Göndermeyelim mi? (Cübbeli Tahrif) - Adnan Üstün

Çocuklarımızı İmam-Hatiplere Göndermeyelim mi? (Cübbeli Tahrif)


Öncelikle şunu ifade edelim ki; İmam-Hatip Okullarına giden çocuklar da bizim evladımızdır, gitmeyen de...

Bu bir tercih meselesidir ve her iki tercihin de bir değil, birçok gerekçesi vardır. Saygı duymak gerekir.

İmam-Hatipler'e giden çocuklar evliya olacak diye bir garanti olmadığı gibi, diğer okullara giden çocuklarımız dinsiz olacak diye bir şey de yoktur...

Uygun ortam, müfredat, aile yönlendirmesi vb. etkenlerle çocuklarımızın kabiliyeti ortaya çıkar, şahsiyetleri oluşur. Olması gereken şey, hangi okula giderse gitsin; var oluş amacını, milli ve manevi değerlerini bilen, anne ve babası başta olmak üzere, millete ve insanlığa faydalı nesillerin yetiştirilmesidir...

Halkımız tarafından Cübbeli Ahmet olarak bilinen şahsın, İmam-Hatip Okulları hakkında söylediği;  "Çocuklarınızı imam-hatiplere göndermeyin, düz ortaokul ve liselere gönderin, daha az hasarla çıkarlar" sözü vicdan sahiplerini yaralamıştır...

Kişilerde olduğu gibi, her kurumda, okulda, gurup veya cemaatte eksik ve kusur olmakla birlikte, düzeltme veya ıslah yoluna gitmeyip; dünün 28 Şubatçı yasakçı kafaları gibi, fiili  kapatma yolunu gösterip, "çocuklarınızı göndermeyin" demek vicdansızlıktır...

Peki bu millet çocuklarını size mi göndersin? Öyle olunca daha mı az  hasarla çıkarlar?

Bu gibi kişilerin derdi; her söylediklerinin doğru-yanlış demeden kabul edilmesi, sorgulanmadan tasdik edilmesidir. Böylece konumlarını sağlama alacak ve dini meselelerde tek yetkin kişi ve otorite olma yolunda ilerleyeceklerdir.

O sebeple de; bilgiye, bilince ve bunun araçlarına karşıdırlar. Çünkü şuur arttıkça, insanımız bilinçlendikçe sermayeleri ellerinden alınacak, daha doğrusu din, bir sermaye olmaktan çıkacaktır. Onun için; tekellerinin kırılmasına, İmam-hatip'lere karşıdırlar.

Aşağıda bir kısmını bahsedeceğimiz, Cübbeli Ahmet'e ait  yalan ve iftiralar, bırakın bir İmam-hatipli'yi veya  İlahiyatçıyı, birazcık şuura sahip  bir vatandaşı dahi kandırmaya yetmeyecektir. Bu sebeple sahih bilginin araçlarına ulaşılmasından rahatsızdırlar. Şöyle diyor bir kısım paylaşımlarında:

1-Efendi hazretleri beni çağırdı ve şöyle dedi: Ahmet, senin hakkında evliyaullah'a müracaat ettirdim. Fakat bu iş hepsini aşınca bizzat Allah tecelli buyurarak ''Ahmeti bana bırakın, onun işlerini ben hususi yönetiyorum, ona kimseyi dokundurmayın'' buyurdu.(Arifan dergisi, sayfa:4, 55.sayı, Nisan 2012)

2- Tuvalet taşının (haşa) Allah ile konuştuğu  iftirasını menkibe olarak anlatıyor. 

3- Sakalsız ölene mezar taşı olmaktansa, tuvalet taşı olmak daha iyidir, görüşünü aktararak, güya sakal bırakmaya  teşvik ediyor.

3- Erkeklerin başı açık gezmesinin günah olduğunu naklediyor,

4- “Zuhuratta Allah-ü Teâlâ bir veli kuluna: “Ete kemiğe büründüm, Mahmut oldum göründüm” diyor,

5-Azrail'in kendi şeyhine geldiğini, şeyhinin gitmek-ölmek istemediğini ve ölüm meleğini; "Efendi hazretleri böyle yaptı (elini kaldırıyor) ''Ben şimdi gelmek istemiyorum.'' diyerek reddettiğini anlatıyor,
 
6- Aracılığı reddeden, salih amel ve güzel davranışları işlemeye teşvik eden ayetleri, insanları aracı edinmenin gerekli olduğu şeklinde sunup;

"Yav kardeşim, Allah diyor aracı edinin ''..Vebteğu ileyhil vesilete..'' (5:35) aracı koyun diyor. Benim Allah’a çok yüzüm yok ki, o aracının yüzü suyu hürmetine istiyorum." diyerek tahrif ediyor,

7-Kendi tarikatından olan kişilerin hesap günü azaptan kurtulacağını şöyle ifade ediyor; "Ali Haydar efendi hazretlerinden işittim buyurdu: Yarın ahirette kabirden çıkan bir adamı azap melekleri yakalasa, azaba götürürlerken yaka paça, o adam dese ki: ''ben nakşibendi tarikatının halidi kolundanım'' dese bırakırlar. 

8-Cinsel yönden iktidarsızlık için Bakara Suresinin 260. ayeti ve Âdiyat suresinin okunup cinsel organına üfleneceğini, okunan suyun cinsel uzvuna serpileceğini ifade ediyor... (Şifa ayetleri kitabı, sayfa 42-43)

C.Hebdo dergisinin yaptığı hakaretin daha büyüğünü Allah'ın ayetlerine yapıyor ama, adı müslüman, sakalı ve cübbesi olduğu için kimseden en ufak bir ses çıkmıyor. Kimse sormuyor ki, Allah kitabını bunun için mi indirdi? Uçkurunuza okuyun diye mi bu ayetler geldi?

 O'nun Rasülün'den böyle bir şey duydunuz mu?

Hazreti İbrahim'in ölülerin nasıl diriltileceği ile ilgili talebine; ölü kuşların diriltilmesini örnek gösteren Allah'ın ayetinden, ölü kelimesinden cinsel iktidarsızlığı, kuş kelimesinden cinsel organınızı mı anladınız? Yazıklar olsun, yuh olsun...

İlgili ayet şöyledir:  "İbrahim Rabbine: Ey Rabbim! Ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster, demişti. Rabbi ona: Yoksa inanmadın mı? dedi. İbrahim: Hayır! İnandım, fakat kalbimin mutmain olması için (görmek istedim), dedi. 

Bunun üzerine Allah: Öyleyse dört tane kuş yakala, onları yanına al, sonra (kesip parçala), her dağın başına onlardan bir parça koy. Sonra da onları kendine çağır; koşarak sana gelirler. Bil ki Allah azîzdir, hakîmdir, buyurdu.(Bakara Suresi, 260. Ayet)

9- Peygamber Efendimizin giydiği terliğin benzerini  yanında bulunduranların; insanların teveccühünü kazanacağını, Peygamberimizi ziyaret edeceklerini ve rüyada göreceklerini, bu terliği taşıyan Ordu'nun yenilmeyeceğini, bulunduğu geminin batmayacağını, evin yanmayacağını ifade ediyor...

Yüzlerce kişi aynı ortamda bu konuşmayı dinlemesine rağmen, Allah'ın hiçbir kulu sormuyor ki; o terliğin aslını giyen Peygamberimiz, Uhud savaşında yaralandı, ordusu mağlup ve darmadağın oldu, birçok sahabi şehit oldu. Demek ki; keramet terlikte değilmiş, niye yalan söylüyorsunuz, niye iftira ediyorsunuz? diye sormuyor, sorgulamıyor...

Zaten onların istediği de budur:Sorulmasın ve sorgulanmasın... Sorgulandıkları için, İmam-Hatiplere, İlahiyat Fakültelerine hatta kendileri gibi düşünmeyen medreselere bile karşıdırlar.

Elbette günümüzde bu okulların ve İlahiyat Fakültelerinin birçok eksikleri, kusurları, eleştirilecek yönleri vardır. Çözüm; kapılarına kilit vurmak değil, ıslah etmek, düzeltmektir...

Allah'ın gönderdiği  ve O'nun Resulünün yaşayarak gösterdiği dine değil de, kendi dini yorumlarını veya tahriflerini dinin kendisi olarak sunup, insanları kendilerine davet edenler; İslam'a ve müslümanlara en büyük zararı verip, ihanet etmektedirler.

Bu ümmeti ve insanlığı, hurafeler ve inkâr (Deizm, Ateizm)arasında tercih yapmaya zorlayan kişiler, ihanetin en büyüğünü işlemektedirler.
 

adnanustun23@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!