Harput Kalesinde zindan, kürsübaşı ve kutsal alan ziyarete açıldı
Elazığ'da tarihi Harput Mahallesi'nde bulunan MÖ 8. Yüzyıl'da Urartu Krallığı tarafından yapılan Harput Kalesinde çalışmaların tamamlandığı zindan, kürsübaşı alanı ve Urartu kutsal alanı ziyaretçilere açıldı.
Tarihi kaynaklara göre MÖ 8. yüzyılda Urartu Krallığı tarafından kurulan ve tarihe ışık tutan Harput Kalesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Valilik ile Fırat Üniversitesi işbirliğinde 7 yıl önce yeniden başlatılan kazı çalışmaları sürüyor. Çalışmalarda FÜ Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Güzel Sanatlar Bölüm Başkanı Prof. Dr. İsmail Aytaç’ın kazı başkanlığında 40 kişilik ekip görev alıyor. Alanda kazı çalışmalarının yanı sıra restorasyon çalışmaları da devam ediyor. Bu kapsamda çalışmaları tamamlanan zindan, kürsübaşı alanı ile Urartu kutsal alanı ziyaretçilere açıldı. Açılışa, Vali Dr. Ömer Toraman, Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, kazı başkanı Prof. Dr. İsmail Aytaç, kazı ekibi ve basın mensupları katıldı.

Türkiye'de doğal kayalara oyulmuş en büyük kutsal alan
Harput’un fethinin 936. yıldönümünde son yapılan restorasyon çalışmalarıyla beraber Harput Kalesi içerisinde bazı alanları ziyaretçilere açtıklarını aktaran kazı başkanı Prof. Dr. İsmail Aytaç, “Önemli bir merkez olan Harput’ta artık kültür varlığı olarak dünya kamuoyunun önüne çıkma zamanı geldi. Bu alanda şimdiye kadar 7 bin 500 metrekarelik alanın arkeolojik çalışmaları tamamlandı. Orta mahallenin restorasyon projesi bitti. Ufak noktaları kalmıştı. Zindan ve su sarnıcın restorasyon devam ederken, ziyarete açacak duruma getirdik. Urartu dönemi kutsal alanındaki basamaklar bu sene temizlendi ve ziyarete açılır hale geldi. Türkiye’de doğal kayalara oyulmuş en büyük kutsal alan olduğu anlaşıldı. Çıkarılan kalenin orta bölümündeki kutsal alanın koruma kurulundan izni alınarak geç dönem niteliksiz duvarları kaldırıldı ve kutsal alan bütün bütünlüğü sağlandı. Kürsübaşı mekanları kazılarda çıkmıştı. İnce restorasyonları tamamlandı. Şimdilik düzenlemesi yapılarak ziyarete açıldı. 2021 yılında bir taraftan konservasyon diğer taraftan da kazı ve projeler devam etti. Bunlar bittikçe kamuoyu ile paylaşıldı. Yayınlar yapılıyor. Kitaplar hazırlandı. Sonuç olarak tüm bunlar turizme kazandırma noktasına geldi” diye konuştu.