Ateşi Harlayın, Lakin Yanmayın!
Elazığ siyasetini, parti içi kulislerini ve perde arkası görüşmeleri yakından takip eden Hakimiyet Gazetesi'nin bu kapsamda zaman zaman yaptığı öngörüler, geçen süre içerisinde gerçekleşiyor ve bu konulardaki görüşlerimize sitemde bulunanlar, kısa süre sonra mahcup oluyorlar.
Elazığ siyasetini, parti içi kulislerini ve perde arkası görüşmeleri yakından takip eden Hakimiyet Gazetesi’nin bu kapsamda zaman zaman yaptığı öngörüler, geçen süre içerisinde gerçekleşiyor ve bu konulardaki görüşlerimize sitemde bulunanlar, kısa süre sonra mahcup oluyorlar.
Geçtiğimiz günlerde Ali Özcan’ın bağımsız aday olmayacağını yazmış, birkaç saat sonra başta baş danışmanından gelmek üzere ciddi hakaretlere muhatap olmuştuk.
Bizler, bu anlamsız tepkilere karşı yine de saygı ve mesleki etik değerlerimizi muhafaza ederek, görüşümüzün siyasi bir öngörü olduğunu dile getirmiştik.
Ali Özcan, birkaç gün sonra, gazetemizle kendi danışmanları arasındaki bu polemiğin gölgesinde adaylıktan vazgeçtiğini söyledi ve o gün bize sitem eden, dahası birilerinin lehine para ile yazı yazdığımızı, dolayısıyla kalemimizin mürekkebinin menfaat olduğunu iddia eden müfteriler, çil yavrusu gibi dağıldılar, “nasılmış” mesajımıza cevap verecek yüz dahi bulamadılar.
Sonu henüz belli olmasa da aynı süreci bu kez de Prof.Dr. Bilal Çoban’da yaşıyoruz. Ülkücü davanın bir neferi ve samimi bir ferdi olan, bu davaya emek vermekle birlikte birçok defalar önemli mevki ve makamlara aday gösterilen fakat belirli bir mesafe alsa da başarı gösteremeyen Prof.Dr. Bilal Çoban, yapılacak milletvekili seçimlerinde aday adayı oldu, listede yer almayınca tüm geçmişini, mücadelesini camia içindeki saygınlığını yok sayıp bağımsız milletvekili oldu.
Buna hiç kimsenin itirazı olamaz. Sonuçta en demokratik hakkı ve kendi özgürlüğüdür. Ancak kendisini yakından tanıyan, çalışmalarına değer veren ve bunları her zaman haberleştirip kamuoyuna duyuran, verdiği çaba ve ortaya koyduğu emekle birlikte geçmişten bugüne kayıplarını da iyi bilen bir dostu olarak bağımsız adaylığında ciddi bir oy alsa bile bunun kendisini beklenen sonuca götürmeyeceğini bildiğimiz ve en önemlisi de 40 yıldan beri gönül ve emek verdiği misyonundan ayrı düşmesinin kötü bir imaj bırakmama adına samimi bir değerlendirme yaptık.
Ancak bizim bu dostça düşüncemiz kendisi değil ama yakın çevresince çok farklı yorumlandı. Bu yazıdan sonra Hakimiyet, birilerinin kiralık kalemi olarak yorumlandı. Tıpkı Ali Özcan vakasında olduğu gibi.
Oysa bizler Bilal hocayı, onu savunur gibi gözüken, birilerine olan arkaik düşünce ile kin ve nefretlerini hocanın temiz duyguları üzerinden yansıtmaya çalışan, şehrin siyasi atmosferinden ve dengelerinden uzak sözde dostlarından daha çok severiz. Onun daha çok yaralanmasını, örselenmesini, yıpranmasını ve ülkücü camianın siyasi mezarlığına atılmasını istemediğimiz için ve sadece kendisini düşünerek yazdık o yazımızı.
Bilal Hocam, yazı sonrası bizi arayarak dostluğumuza binaen listede yer almamasından kaynaklı içini döktü. Partisine olan sitemini dile getirdi, kendisinin bugün değil yıllardan beri dışlandığını, dolayısıyla bağımsızlık ateşini yaktığını dile getirdi.
Bu konuşmanın ardından da sosyal medya hesaplarından kendisinin adaylıktan çekilmesinin söz konusu olamadığını ve bu tür haberlerin yalan olmakla birlikte bağımsızlık ateşini daha harladığını yazdı.
Bunun akabinde de destek turları için İzmir ve Ankara’ya gitti.
Bilal hocanın kararına da ona yürekten bağlı olanların desteğine de sözümüz yok. Ancak güncel siyasi değerlendirmelerimiz arasında yer alan böylesine bir yazının, para karşılığı yazılması, birilerinin talebi ve arzusu ile yazıldığı ile ilgili yorumlar ve ithamlar, densizlikten de öte düpedüz had bilmezlik ve terbiyesizliktir.
Ali Özcan için yazdığımız gerekçeler ile Bilal Çoban için yazdığımız gerekçeler yeniden okunursa, çekilme veya devam etmenin siyasi, maddi ve manevi sonucunun nasıl olacağına dair bir değerlendirme ve yorum olduğu görülecektir. Böylesi bir yoruma verilen tepki bile aslında nasıl bir diken üzerinde olunduğunun, nasıl bir halet-i ruhiye içinde olunduğunun resmidir.
Bilal Çoban’ı korumaya, daha da ötesi tüm geçmişini ve hizmetini bir kalemde silmemesine yönelik dostça bir değerlendirmedir.
Prof.Dr. Çoban, kendisi için iyilik içeren dostça değerlendirmelerimizi, birilerinden aldığımız para, talimat ve telkin sonucu yazdığımız gerçekten düşünüyorsa bizi hiç tanımamış ya da başkalarıyla karıştırmış demektir. Gücümüze, etkinliğimize, saygınlığımıza ve yanlışı yapan kim olursa olsun cesurca eleştirmemiz ve hiç kimseye eyvallahımız olmadığı için toplumun geniş kesimleri tarafından kabul gören bir gazete olarak bilmediğimiz tek şey, mesleğimize bedel, kalemimize ulufe biçmektir. Belki vardır bu şehirde tasvir edilen gazeteciler ama biz asla o bildiğiniz gazetecilerden olmadık, olmayız Hocam.
Belki siz bu özelliğimizi çok iyi bilirsiniz ama sözde size destek için çıkıp bizlere yönelik olmadık itham ve iftiralarda bulunanlarla hem öbür dünyada hem de denk gelirlerse bu dünyada hesaplaşırız. Belki size sevgimizden olacak ki çok anlam yükledik. Ama hayal kırıklığı yaşadık. Olsun. Canınız sağ olsun.
Size, bağımsızlık yolunda başarılar diliyoruz. Umarız harladığınız ateş sizi de yakmaz.