Yolculuk Nereye Beyler - Mehmet DUMAN

Yolculuk Nereye Beyler


Günümüze baktığımızda Elazığ belediye başkanlığına talip olanın vay haline diyorum. Ateşten gömlek giyinmek, kırk bin parçaya bölünmek, kendini unutmak, tükenmek, sağlığından olmak, kırmamak, dökmemek, yalan söylememek gel de çık işin içinden. Senden iyi yönetenler mi dersin, dayısına göre iş mi dersin, kendisini yazdığı, yaptığı, becerebildiği hiçbir şey olmadan gazeteci sanan bazı gazetecilere imtiyazlı aş mı dersin, geçmiş diyetlerin ödenmesi mi dersin, koltuk için yeni makamların oluşturulması mı dersin, ihale fırsatçılığı mı dersin, yetenek yoksunu olup ta bir şekilde meclis üyesi seçilenlerin bütün tanıdıklarına kadar iş ve fırsatçılık mı dersin kısaca ne derseniz deyin bu çıkmaza karar sizin. Hadi gel başkan ol bu şehirde. Enkaz yığını haliyle, günden güne eriyen kimliğiyle, köye dönen resmiyle, terör haline gelen kural tanımaz trafiğiyle, özünü, kalifiyesini kaybetmiş viranesiyle, Efendiliğini, saygısını, sevgisini yitirmiş kimliğiyle, denetimden yoksun, ipin ucu kaçmış bir şehirde gel de giy o gömleği kolaysa. Seçilmişlerden birisi anket yaptırıyor, sizce Elazığ da en başarılı vekil kim? Anket sonucu kötü ye doğru gidince bedeli bilinmeyen bir şekilde sistemler bir saatliğine açılıp iş bilenler birinci sıraya yerleştiriyor bey efendiyi. Mevsim yaz ya, başlıyorlar koltuklarda karpuz taşımaya, fakat taşıdıkları karpuzun içi geçmiş haberleri yok, kendini kandırmaktan başka ne yaptın demezler mi adama, bu kadar mı basitleştiniz. Geçenlerde bazı vekiller ve atanmışlar gazi caddesinde esnaf ziyaretine çıkmışlar. Üç beş tane şaibeli yalaka, bir o kadar kendini danışman ve aynı zamanda koruma görevlisi de sanan omuzun bir yüksekte şovmen gurubu. Bir çift sözümde onlara olsun. Biz bu şehrin tozunu toprağını yutarak, sokağında yaramıza çamur basarak, karış karı ölçerek bu ömrü yaşadık. Bu şehirde senetsiz sepetsiz efendilik ve saygınlık vardı, bu şehirdeki devlet büyüğüne saygı ve sevgi öylesine üst makamlarda idi ki siz bunu yok ettiniz. Bu şehirde vali, belediye başkanı, vekil ve diğer bürokratlar elini kolunu sallaya, sallaya tek başlarına şehri gezerlerdi, esnafla, halkla sohbet ederlerdi. Ne çabuk kabuk değiştirtirdiniz, üstünüze giydiğinizle basamak farkı yarattığınızı mı zannettiniz, ben önce üstündekine değil içindekine bakarım demiş Mevlana. Geçtiğimiz hafta Elazığspor tesislerinde atanlar, tutanlar ve yutanlarla dolu bir parti düzenlenmişti. Elazığspor’la bütünleşmiş, Elazığspor’la anılan, anlatılan, sayılan, sevilen, sporun içerisinden gelen kim vardı sorusuna kuşlardan başka kimse yoktu diyebilirim. Saz ekibi, söz ekibi, oynayanlar, oynatanlar, atılanlar, tel örgüde satılanlar. Tüzüğün dışında bir sürü yeni senaryo ve doğaçlamalar. Tüzüğü okumadan, bilgi sahibi olmadan ve hiçbir çalışma yapmadan aday olanların maç başlar başlamaz nakavt olması için yapılan toplu hücumlar. Tüm bunların yanı sıra doğruluğunu bilmediğimiz bir sürü ithamlar ve sessizlik. Kısaca bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete. Vay vatandaşın haline!

mehmetduman@elazighakimiyethaber.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
15Ekm

Nereye Bu Yolculuk

06Ekm

Bizdeki Spor

23Eyl

Çıkmaz Bir Yol

16Eyl

Garip Bir Şehir

06Eyl

Biraz Takıldık