CENAZE BİZİM DE, EL ATAN YOK - Mehmet DUMAN

CENAZE BİZİM DE, EL ATAN YOK


Fikirler ve zikirler zamanla aklın el verdiği ölçüye göre yolunu değiştirmesine rağmen memleket sevdası her türlü hainliğe, yalakalığa, adam satmaya, adam karalamaya, kendine oynamaya karşı hiçbir sapma göstermeden yerinde kalabiliyormuş. Atlayarak atandığı makamda boynuna taktığı herkese eşit kimliğini unutanların şahsi kinine ve basit düşüncelerine gebe kalıp kendini o çöplüğün horozu olarak görmelerinden tutunda sade ve gebe kalabilecek hiçbir düşüncenin peşinde koşmamış insanları görmeyen gözlerle sıranın ve sınıfın dışında bırakma çabaları da yukarıda Allah var diyerek haykıranların sayısını her gün çoğaltmaktadır diyebilirim. Unutmayın Kimseye kalmayan Dünya size de kalmaz. Üç günlük dediğiniz ömür bakın aklınızda hayalinizde olmadan nasıl da iki güne düştü, Dün ve bugün. Yarın olsun bakarız, yarın kurtarırım, yarın dua ederim, yarın Camiye giderim namaz kılarım, iyilik yaparım yok artık. Efendim sen birilerinin sırtından makamın birine kısa olmayan mazinle miras misali oturacaksın ondan sonra adam seçeceksin. Bende o adama derim ki senin başındaki saçın teli kadar benim bu camiaya hizmetim var. Uçarak gelinen yerden düşmenin de bir o kadar sert olacağını sakın unutma. Kanatsız kalan her cisim, her canlı havada asılı kalmaz yere erken çakılır alimallah. Kısaca basit düşüncelerinle ve ucuz beklentilerinle karşına beni koymuş olabilirsin, sıkıntı yaratmam kendime, altın kar altında kalmakla paslanmaz, sen tenekelere güvenme. Aciz ve bencil düşünceni birazda arkandan konuşup yanında kuruşu menfaat sanan yalaklardan yana kurcalasan doğruya adım atmış olacaksın ama sende haklısın bunun için insan kaşınmaya ihtiyaç duyuyor neticede. Bunun yanında birileri de sırtına dernek bekçisi süsü takarak yapıştığı sandalyede kurulu saat gibi kalk ve otur denilmesini bekleyen zamanın bedavacıları var, onun bunun çalacağı düdüğe göre hareket ederler. Kendileri sahip olamazlar, kendilerine sahip ararlar, mazilerini sormaya kalksan, yaptıkları işle doğmuşlar gibi serüvenleri bir ömre sığmaz. Takdir edilerek teklif edilen bir görevleri yoktur bunların. Sadece işaretle gelmişlerdir koltuğa. Bana değmeyen yılan bin yaşasın görüşü bunların ana felsefesidir. Fesattırlar, kimseyi istemezler yerlerinde, kurnazlıkları yanlarında olmayanları hakir ve hor görmek üzerine kuruludur. Yapıştıkları koltuklarda kullandıkları yapıştırıcının niteliğini ve özelliğini kimseyle paylaşmazlar, icraat yaptıklarını zannederler fakat bazı konularda şehrin kaderiyle oynarlar. Suç onlarda değildir aslında, onlara hakkından fazla değer verenlerdedir, sırtlarına yük edenlerdedir. Birde sırtımızda Elazığspor dediğimiz bir kambur var bizim. Üç beş babayiğidin bir araya gelerek verecekleri omuz bu takımın yaşaması için oksijen olacakken, biz mezarını çoktan kazımışız da avutma ağıtlarını yaşıyormuşuz. Bakanlar gelecek toplantı, vekiller gelecek toplantı, deprem oldu ihale için toplantı, forma hediye et toplantı, para lazım toplantı, kurtuluş için toplantı. Son toplantıyı biz cenaze namazında bir araya gelerek yapmışız ama işimize gelmiyor ki, halen bu serüvende ganimet var mı onun mücadelesini veriyoruz aklımız sıra. Bakın beyler bu takımın reçetesi yıllar önce o cambazlar tarafından eski doktor reçeteleri gibi elle yazılıp birilerine tutuşturuldu. Sonuç kan kaybı. Yeni, kıpır, kıpır kanlar varsa cenaze yerde.

mehmetduman@elazighakimiyethaber.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Ekm

Devlet Baba

15Ekm

Nereye Bu Yolculuk

06Ekm

Bizdeki Spor

23Eyl

Çıkmaz Bir Yol

16Eyl

Garip Bir Şehir