Mücahit Yanılmaz’ın Hatırlattığı Fıkra! - Cengiz GÜLAÇ

Mücahit Yanılmaz’ın Hatırlattığı Fıkra!


Telefonum çaldı. Arayan eski Belediye Başkanımız Mücahit Yanılmaz’dı.

Uzunca bir aradan sonra hal hatır ettik. Sen benim kardeşimsin dedi!

Sonra sohbet, geçen gün yerel gazetelerimizden Günışığı’nda Mücahit Beyin diğer kardeşi gazeteci Nafiz Koca’ya verdiği mülakat konusuna geldi. Alt yapı meselesi…

İki kardeşin alt yapı konusundaki samimi sohbetini gazeteden okumuştuk ama sağ olsun Mücahit Bey 3 gün sonra konuyu bana da anlatmak istemiş!

Konu kanalizasyona geldiğinde, çağrışım mı yaptı bilmiyorum, bir daha sen benim kardeşimsin dedi!

Sohbetin samimiyeti(!) bana eski bir fıkrayı hatırlattı. Daha önce yazmıştım ama bilenlere hatırlatmış olalım, bilmeyenlere de anlatmış olalım… 

***

Akıl hastanesinde hastaların durumu çok iyiye gitmiştir. Neredeyse hiçbir hastalık belirtisi kalmamıştır.

Bunun üzerine doktorlar aralarında istişare ettikten sonra hastaları taburcu etme kararı almışlar. Ancak doktorlardan bir tanesi itiraz etmiş ve sabah hastalarla birlikte bir kahvaltı yapalım, ondan sonra taburcu edelim demiş.

Doktorların hepsi de kabul etmişler. Sabah olmuş. Yuvarlak bir masanın etrafında bütün hastaları toplamışlar.

Yuvarlak masa derken, birbirine benzemeyen orta yaş üstü siyasi hüsranların ittifak görüşmeleri adı altında “Recep Tayyip Erdoğan’dan nefret etmece!” oyunları oynandığı masadan bahsetmiyorum!

Taburcu talebine itiraz eden doktor masaya iki tabak koymuş. Tabakların kapağı kapalıymış.

Doktorumuz kapakları kaldırmış. Bir tabakta zeytin, diğer tabakta ise hamam böcekleri varmış. 

Doktor hastalara buyurun kahvaltınızı yapın demiş.

Hamam böcekleri yerinde durur mu, başlamışlar sağa sola kaçmaya.

Bunun üzerine tüm hastalar çatallarıyla hamam böceklerini kovalamaya başlamışlar. Bu durumu gören doktorlar “Eyvah! Yanılmışız. Meğer hastalar iyileşmemiş…” demişler. 

Doktorlardan biri hastalara sormuş:

“O tabakta duranların yerine neden kaçanları yemeye çalıştınız?”

Hastalar nezaketten olsa gerek, yahu bu bizim doktor da tam bir geri zekâlı dememişler ve kibarca cevap vermişler:

“Eee doktor bey o diğer tabakta duranlar bir yere kaçmıyor ki!”

***

Mücahit Bey bana sen benim kardeşimsin dediğinde aklıma bir de Halit Ziya Uşaklıgil’in o meşhur “Ferhunde Kalfa” isimli hikâyesi geldi ama arzu ederseniz bu hikâyeyi bir sonraki yazımda anlatayım.

Anlatmam lazım zira birçok kişi kendilerini ev sahibi, beni de evin kızı zannediyor! 

Neyse…

Fıkrayı hatırlayınca düşünmeye başladım…

Acaba siyasette vefa var mıdır?

Daha doğrusu siyasetçi vefalı olmalı mıdır?

Bence bu sorunun cevabının direkt insanların ne iş yaptığıyla çok fazla bir ilgisi yok. 

Çünkü bence vefa gibi erdemler doğrudan insanın karakteriyle ilgili… 

*****
Etrafındaki dürüst, vefalı yol arkadaşlarının her birini emrine amade birer zeytin gibi masada sabit görüp hamam böceklerinin peşinden koşan sevimsiz, hormonlu ve kibirli egoların kaçırdığı bir şey var!…

Bazı zeytinler demir bilye gibidir!

Ya adamın dişini kırar ya da hazmı mümkün değildir!

***

Eveeeet evet! 

Madem geri döndük…

Biraz diş kıralım!

Bazı boğazlara düğümlenip kalalım!

Yetenekli, haysiyetli, duruşu olan tüm zeytinler;

Ne dersiniz?

***
Gereksiz dipnot: Sevgili zeytinler, bir gün dünyada nükleer bir facia yaşanması halinde hepimizin öleceğini ve sadece hamam böceklerinin hayatta kalacağını biliyor musunuz?

cengizgulac@elazighakimiyethaber.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yorumlar / 4

  • Dümbüllü | 14 Mayıs 2022 18:42

    Mücahit yanılmaz milletvekilliği için takla atıyor.ama insanları aptal sanıyor.mercedece binince her şeyi unutur.en vafasız insandır siyaseten.Kendi aile cevresinden güvenoyu alamayacak insanların Elazığ’ı temsil etme gayreti ne kadar komik.çok güzel bir yazı olmuş.seçimlere kadar namazı cematle kılar ağzından iman kelam düşmez koltuğa geçince zengin cevreler edinir gendine.elazığda 2. Kez aday gösterilmeyen başarısız siyasetçi,genel başkan yardımcısının yardımcısı gendini hala başkan sanıyor

  • Keşke yazmasan | 13 Mayıs 2022 06:45

    Yazar (bile diyemeyeceğim) burada saçmalamış...

  • Torpaağgmmmm | 12 Mayıs 2022 08:00

    Bir önceki yazıda babanız size " eşrefi mahlukat" düsturundan bahsetmiş.Hiç durduk yerde babam bana bunu ifade etme gereği neden duydu diye düşündünüz mü? Peki babanız ey oğul, insanların samimi ifadelerini ifşa etme de demistir sanırım. Daha çokkkk Orhan Pamuk okuman lazım kardesim, ki ifadelerine esrarengizlik katarken eksen kayması yasamamak adına. Haa bu arada benim de aklima Ahmet Kaya'nın hani entel maganda parcasinda geçen su sözü aklima geldi : Bir eli televizyonda, bir eli basında Bir şeylerin tadı kalmış dişlerinin arasında.. Konuşurken dogru yolcusun, Yaşarken karambolcusun Oportinizme bulasmiş , Tipik bir orta yolcusun..

  • Mücahit yanılır | 11 Mayıs 2022 17:59

    Çok basit ve kalitesiz bir yazı… Adam seni adam yerine koyup aramış, iki kelam etmiş. Adam senin adam olmadığını nereden bilsin? Sayın Yanılmaz Yanılmış işte…

YAZARIN SON 5 YAZISI
23May
18May

Sahte Kahraman Asilhan Arslan!

16May

Ben Ferhunde Kalfa Değilim!

11May
10May

Ve Yine Ben