'Söke Söke' Polemiği

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun Kanal İstanbul ihalesine girecek şirketlere yönelik 'Paralarını ödemeyeceğiz' çıkışına Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın verdiği, 'Söke söke alırlar' yanıtına bir tepki de DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'dan geldi.

'Söke Söke' Polemiği
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Bilindiği gibi, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanal İstanbul'un temel atma töreninde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Kanal İstanbul ihalesine girecek ülkeye mesafe koyacağız, paralarını ödemeyeceğiz; bizden bir banka kredi verirse günü geldiğinde o da görür!" ifadelerine tepki göstermişti.

Erdoğan, "Yatırımcıları, bankaları tehdit ediyorlar, hızlarını alamayıp projeye ilgi duyan ülkeleri tehdit ediyorlar. Bu ne terbiyesizliktir! Devletlerde devamlılık esastır, bunlar devlet terbiyesi de görmediler. Sizler nasıl devlet yönetimine talipsiniz ya? Söke söke sizden bu paraları uluslararası tahkim yoluyla da alırlar. Bunları da öğren. Bunlar tam manasıyla çaylak. Devlet yönetimi nedir haberleri yok" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu sözlerine CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yanıt verdi. Kılıçdaroğlu yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Erdoğan sonunda neden seçimden kaçtığını söylemişsin, iktidarı kaybedeceğini biliyorsun. Yabancılara da "Türkiye'den paranızı söke söke alırsınız" demişsin. Bize sökmez Erdoğan. Ben haram yemedim, gemilerim yok, suç örgütleri beni tanımaz, rehin alamaz. Ben benim, sen de sen…"

Erdoğan'ın sözlerine Kılıçdaroğlu'ndan sonra bir tepki de Babacan'dan geldi. Babacan, Twitter hesabından, "İçinde yaşadığımız dönemin adını Sayın Erdoğan bugün koydu: Söke söke" yazdı.
“Söke söke” polemiği daha uzun süre devam edecek ve belki farklı anlamlar da yüklenerek seçimin üzerine oturtulacağı slogan olacak. Aslında devlet geleneği ve devamlılığı açısından çok doğru olan bir tespit, seçilen kelimelerin gölgesinde kaldı.

Elbette yapılan ihaleler kamunundur ve kamuyu, yıllara sari olarak bağlar. Bir idare kendisinden önce yapılan bir projeyi beğenmeyebilir ve eleştirebilir. Ancak bu konuda yapılmış bir ihale varsa onun muhatabı artık kamudur ve devlettir.

“Yok, ben bunu istemiyorum” deme hakkınız var. Ama bunu söylemenin de çok acı reçetesi olur ve kamu zarara uğratılır.

Gelelim kanal İstanbul projesinin yarınlarda durdurulma ve rafa kaldırmaya. Her bir sorun ve proje, bir siyasi parti için muhalefette iken başka, iktidara geldikten sonra başkadır. Bugün eleştirilen konuların yarın göreve gelen yetkililer tarafından daha sağduyulu düşünülmesi ve kararların gözden geçirilmesini gerektirebilir.

Buna rağmen kararınız değişmedi ve Kanalistanbul’dan vazgeçmeyi, o güne kadar yapılan işler ile sözleşmeyi tek taraflı feshetmenin tüm şartlarını yerine getirmeniz ve bu konuda oldukça yüklü bir tazminatlar ödemenizi getirebilir.

Biz olayların bu teknik taraflarında değiliz. Ama “söke söke” ifadelerinin muhalefete ve özellikle sosyal medyada önemli bir algı oluşturan Erdoğan düşmanlarına koz verildiğini ve bunun sohbetinin daha uzun süre yapılacağını görüyoruz.

Bazen, konuşma metinlerinin aktığı  prompter cihazından ayrılma ve şifahi değerlendirmeler ve cümleler kurmak çok doğru olmayabiliyor. Keşke o her şeyi çok iyi bilen danışmanlarımız fırça yemeyi de göze alarak bir yüreklilik gösterse de “cihazdan ayrılmasanız iyi olur” diyebilme cesaretini gösterebilse.